Etiket: ABDURRAHMAN GAZİ HZ. TÜRBESİ

Erzurum Tarih ve Kültür Gezi Rehberi

Yazar : Sebahattin Bakır/ 2324 0

KÜLTÜR VE KREATİF TURİZM
Palandöken Dağları’nın eteğinde kurulan Erzurum, 6000 yıllık tarihi boyunca bölgenin ekonomik ve siyasi merkezi olmuştur. Anadolu’daki en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Erzurum’da Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar’a ait çok sayıda kalıntı günümüze ulaşmayı başarmıştır. Erzurum, tarihi eserlerinin yanı sıra, geleneksel halk oyunları, üretimi devam eden el sanatları ve yöresel lezzetleri ile de dikkat çekmektedir.

ERZURUM KALESİ

Erzurum Kalesi, birisi şehrin güvenliğini sağlayan muhafız askerlerin bulunduğu iç kale, diğeri de halkın ikamet ettiği dış kaleden meydana gelmektedir. İç kale bölümü günümüze ulaşmayı başarmıştır. Erzurum Kalesi’nin ilk yapılışı, M. Ö. 900’lerdeki Urartu Medeniyetine kadar uzanmaktadır. Bugün varlığını koruyan kale, Bizans İmparatoru Theodosius’un eseridir. Saltukoğulları, 12. yüzyılda buraya “Kale Mescidi” ve bir minare inşa etmiştir. Kanuni Sultan Süleyman ve II. Mahmut da kalenin kapsamlı onarımını yaptırmıştır. Kalede yer alan minare, 1848 yılında “Saat Kulesi”ne dönüştürülmüştür.

SAAT KULESİ

Erzurum’un çok eski ve asil Türk yapılarından biridir. 12. yüzyıl ortalarında Saltuklulardan “Şemsü’l- Müluk ve’l-ümem” unvanlı, “İnanç Yabgu Alp Tuğrul Beg Ebü’l Muzaffer Gazi bin Ebü’l Kasım” tarafından yaptırılmıştır. Saat Kulesi, bugün ayakta bulunan iç kalenin batı duvarının şimal köşesi bitişiğindedir. 16. yüzyılın başlarında minarenin üst kısmı yıkılmış, ilk olarak 1848 yılında, daha sonra 1881 yılında saat yerleştirilerek “Saat Kulesi” ve aynı zamanda gözetleme kulesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

PASİNLER KALESİ

Pasinler ilçe merkezindedir. İlhanlı Emiri Hacı Toğay’ın oğlu Hasan Bey tarafından 1339 yılında yaptırılmıştır. Kesme taş ile moloz taşın kullanıldığı kalenin İç Kale kapısı ile duvarları günümüze gelebilmiştir. Kalenin Türklerle ilk tanışması, Büyük Selçuklularla Bizanslılar arasında 1048 yılında yapılan “Pasinler Savaşı” ile olmuştur.

OLTU KALESİ
Oltu ilçe merkezinde, Oltu Çayı kıyısındaki tepe üzerinde bulunan kale, M.Ö 4. yüzyılda Urartular tarafından yaptırılmıştır. Doğal kayalıklar üzerinde yer alan ve “Ehmedek” denilen iç kale, bugün bütün ihtişamıyla karşımızda durmaktadır. Kalenin kuzeydoğu köşesindeki, dik ve yüksek burcun üzerinde, temel seviyesinde kalmış bir şapel bulunmaktadır.

İSPİR KALESİ
İspir ilçesinde, Çoruh Nehri’nin batı ve güney sınırını çizdiği dik kayalık üzerine kurulmuştur. İspir Kalesi’nin, ilk kuruluşu Urartulara kadar uzanmaktadır. Günümüze ulaşan kale ise 13. yüzyıl İlhanlılar döneminde inşa edilmiştir. Kalede Saltuklular döneminden kalma bir mescit vardır.

ERZURUM TABYALARI
Erzurum Tabyaları, 19. yüzyılın acı hatıralarını taşıyan önemli eserlerdir. Osmanlı Devleti’nin gerileme sürecinde doğudan gelen tehlikelere karşı şehrin 21 stratejik noktasına tabyalar inşa edilmiştir. Özellikle Aziziye ve Mecidiye tabyaları, 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı –Rus Savaşında kritik bir rol üstlenmiştir. 9 Kasım 1877 tarihli Aziziye Müdafaası, Erzurum halkının kahramanlıklarına sahne olmuş ve şehrin işgalden kurtarılmasını sağlamıştır. Erzurum halkı, her yıl bu müdafaanın yıl dönümlerinde tabyalara yürüyüş gerçekleştirmekte ve kahramanlarını anmaktadır.

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE
13. yüzyılın sonlarında inşa edilen Çifte Minareli Medrese, Selçuklu medeniyetinin günümüze ulaşan en önemli eserlerinden biri ve aynı zamanda Erzurum’un sembolüdür. Medresenin özellikle taç kapısında bulunan bezemeler, Selçuklu taş süslemesindeki derinliği ve estetik anlayışı gösterir. Burada yer alan palmet ve rumi motifleri, Selçuklular’ın simgesi olan çift başlı kartal ile hayat ağacı figürleri dikkat çekicidir. Medresenin, efsanelere konu olan yarım minareleri de çinileri ile göz kamaştırmaktadır. Çifte Minareli Medrese; döneminin en önemli üniversitelerinden biridir. Avlunun güneyinde yer alan kümbet de o dönemde yapılan en büyük türbe unvanına sahiptir.

YAKUTİYE MEDRESESİ
İlhanlılar döneminde Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılan eser Anadolu’daki kapalı avlulu medreselerin en büyüğüdür. Medrese, dengeli mimarisi, iri motifli süslemeleri, cepheden dışarıya taşırılmış basık kemerli ve oymalı taç kapısı ve taş bezemeleri ile muhteşem bir görüntü oluşturmaktadır. Taç kapı üzerinde yer alan hurma yaprakları, pars ve kartal figürleri Orta Asya Türklerinin önemli simgeleridir. Avlunun sağ ve solunda karşılıklı beşik tonozlu altışar oda sıralanmıştır. Bunlardan sağ köşedeki odadan aynı zamanda minareye çıkılmaktadır. Eserin, geometrik motifler ve çinilerle bezeli minaresi de dikkat çekicidir. Yakutiye Medresesi, 1994 yılından itibaren Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak hizmet vermektedir.

ULU CAMİ
Erzurum’un en eski ve en önemli camilerinden biri olan Ulu Cami, Saltuklu Emiri Nasreddin Aslan Mehmet tarafından 1179 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı cami, kalın taş sütunları, kırlangıç kubbesi, mihrabı ve minaresi ile Selçuklu mimari anlayışını yansıtmaktadır. 28 pencere ile aydınlatılan caminin içerisinde toplam 40 sütun bulunmaktadır. Caminin beş kapısı olup, bunlardan ikisi doğuda, üçü de kuzeydedir.

MURAT PAŞA CAMİSİ

Kuyucu Murat Paşa tarafından 1573 yılında yaptırılmıştır. Yapı, bitişiğinde bulunan hamam, Ana Hatun Türbesi ve Ahmediye Medresesi ile bir külliye oluşturmaktadır. Kubbe tromp ve kemerleri 19. yüzyılda alçı üzerine yağlı boya kullanılarak Avrupa üslubunda çiçek ve yaprak motifleri ile bezenmiştir. Orjinal ahşap kapısı, mimberi ve pencere kapakları Osmanlı ahşap işçiliğinin en güzel örnekleri arasındadır.

GÜRCÜKAPI CAMİSİ

Erzurum’da görev yapmış Yeniçeri Ocağı ağalarından Zakreci Ali Ağa tarafından,1608 yılında yaptırılmıştır. Ali Ağa Camisi olarak da bilinmektedir. Kare planlı ibadet mekânı, köşelerdeki tromplara oturan merkezi bir kubbe ile örtülmüştür.

KURŞUNLU CAMİSİ

Şeyhülislâm Feyzullah Efendi tarafından 1701 yılında yaptırılan Kurşunlu Cami, Osmanlı dönemine ait önemli eserler arasındadır. Kesme taştan, kare planlı olarak inşa edilen yapı, sekiz kasnak üzerine oturan bir kubbe ile örtülmüştür. Yapının ahşap minberi, Türk ağaç işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir.

NARMANLI CAMİ

Tebriz Kapı semtinde, Çifte Minareli Medrese’nin doğusunda yer almaktadır. Eser, kapı üzerindeki dört satırlık kitabeye göre 1738 yılında, Narmanlı Hacı Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Narmanlı Cami’nin ortası büyük, yanları küçük beş kubbesi bulunmaktadır. Düzgün kesme taştan yapılan cami, işçiliği ile de dikkat çekmektedir.

İBRAHİM PAŞA CAMİSİ

Erzurum Valisi İbrahim Ethem Paşa tarafından 1748 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı tek kubbeli olan cami, beyaz renkte mermer taştan yapılmıştır. Önündeki son cemaat yeri yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanan dört sütunlu üç kubbelidir. Caminin mihrabı da mermerdendir.

CAFERİYE CAMİSİ

Ebubekir Oğlu Hacı Cafer tarafından 1645 yılında yaptırılmıştır. Yapının önünde, dört sütunun taşıdığı eğimli çatı altına gizlenmiş, öne ve yanlara açık üç kubbesi, 2006 yılındaki restorasyonda açığa çıkartılmıştır. İç mekânı, köşelerde tromplar üzerine oturan tek kubbe ile örtülüdür.

LALAPAŞA CAMİSİ

Erzurum Beylerbeyi Lala Mustafa Paşa tarafından 1562 yılında yaptırılmıştır. Erzurum’da Osmanlı döneminde inşa edilen ilk camidir. Eserin mimarisi Mimar Sinan’a aittir. Caminin iç mekânını aydınlatan pencerelerde bulunan yazılar, hat sanatının eşsiz örnekleri arasındadır. Son cemaat yerinde 4.Mehmed’in halka vergi muafiyeti getirdiğini anlatan 1670 tarihli bir ferman bulunmaktadır.

ASLAN PAŞA KÜLLİYESİ

Oltu ilçe merkezinde bulunmaktadır. Çıldır Atabekleri’nden Kars Muhafızı Arslan Mehmed Paşa tarafından 1664 yılında yaptırılmıştır. Cami, medrese, han, hamam ve saraydan oluşan bir külliye şeklinde inşa edilmiştir.

TUĞRUL ŞAH CAMİSİ

İspir ilçe merkezinde bulunmaktadır. Saltukoğulları’nın Koya Selçukluları’na bağlandığı dönemde, 1225 yılında Melik Tuğrul Şah için yaptırılmıştır. Caminin harim bölümü, ahşap direkleri, ahşap tavanı ve kırlangıç kubbesi ile dikkat çekmektedir.

ABDURRAHMAN GAZİ HZ. TÜRBESİ

Hz. Muhammed’in (s.a.v) sancaktarlığını yapan sahabe Abdurrahman Gazi Hz. burada yatmaktadır. Türbe, 1796 yılında Erzurum Valisi Yusuf Ziya Paşa’nın eşi Ayşe Hanım tarafından yaptırılmış, yanına bir de cami ilave edilmiştir.

ÜÇ KÜMBETLER

Üç Kümbetler, Anadolu’da bulunan anıt mezarların en güzel örnekleri arasında yer almaktadır. 12. yüzyılın sonlarında yapıldığı tahmin edilen en büyük kümbet Emir Saltuk’a aittir. Bu kümbette yer alan hayvan kabartmaları, Orta Asya Türk takvimlerinde yer alan burç figürleridir. Diğer iki kümbet 14. yüzyıl eserleridir.

EBU İSHAK KAZERUNİ TÜRBESİ

Büyük İslam düşünürlerinden Ebu İshak Hazretleri’ne aittir. İç Kale’yi Çifte Minareli Medrese’ye bağlayan sur duvarı üzerinde bulunan türbenin ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir.

CİMCİME SULTAN KÜMBETİ

Firuze adlı bir kadına ait olduğu sanılan bu kümbet, 14. yüzyılda yapılmıştır. Yuvarlak kaideli kümbetin, gövdesi de bu yuvarlak kaideye uyumlu şekilde inşa edilmiştir.

RÜSTEM PAŞA KERVANSARAYI

Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı Rüstem Paşa tarafından 1561 yılında yaptırılmıştır. Yapı, Osmanlı kervansaray mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Taşhan adıyla da anılan bu eser, günümüzde Oltu taşı esnafının imalat ve satış yeri olarak hizmet vermektedir.

ERZURUM ARKEOLOJİ MÜZESİ
İlk olarak 1944 yılında Yakutiye Medresesi’nde, ardından 1947 yılında Çifte Minareli Medrese’de faaliyet gösteren müze, 1968 yılında şimdiki binasında hizmet vermeye başlamıştır. Müzede M.Ö. II. Bin Trans-Kafkas Kültürü Salonu, Urartu Salonu ve Ermeni Katliamları Salonu bulunmaktadır. Müzenin sergi salonlarında, bölgemizde yaşamış toplumların kültürel gelişimi, üretimi, yaşam tarzı, sanatı, dini inançları ve gelenekleri gibi birçok konuda ziyaretçilere bilgi sunan eserler sergilenmektedir.

ÖŞVANK KİLİSESİ
Uzundere ilçesi Çamlıyamaç köyündedir. Gürcü Bagratlı Hanedanlığı zamanında Magistras Bagrat tarafından 973 yılları arasında inşa ettirilmiştir. Renkli taş bezemeleri ve kabartma figürleriyle dikkat çeken Öşvank Kilisesi, 10. yüzyılın en önemli dini yapılarından biridir. Manastır şeklinde yapılan eserin içerisinde hamam, yatakhane, vaftizhane, rahip evleri, mutfak ve kütüphane bulunmaktaydı.

KONGRE BİNASI
1867 yılında İdadi Mektebi (lise) olarak yaptırılan bina, Milli Mücadele tarihinin önemli bir simgesidir. Erzurum Kongresi, Atatürk’ün başkanlığında 23 Temmuz 1919 tarihinde bu binada toplanmıştır. Vatanın Bütünlüğü’nü hedef alan bu kongrede, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmıştır. Kongre Salonu müze haline getirilen bina, günümüzde Güzel Sanatlar Lisesi olarak hizmet vermektedir.

ÇOBANDERE KÖPRÜSÜ
Erzurum-Horasan Karayolu üzerinde Pasinler’in 15 km doğusundadır. Tarihi İpek Yolu güzergâhında bulunan köprü, İlhanlı Hükümdarı Gazan Han’ın (1295-1304) Veziri Salduzlu Emir Çoban Noyin tarafından 1298 yılında yaptırılmıştır. Yapı formu ve baş kısmındaki bezemeler Selçuklu ve İlhanlı mimari üslubunu yansıtır. Karga Pazarı ve Aras nehirlerinin birleştiği yere inşa edilen köprü 128 metre uzunluğunda, 8,5 metre genişliğindedir.

ATATÜRK EVİ
19. yüzyılda konak olarak yaptırılmıştır. 3 Temmuz 1919 tarihinde Erzurum’a gelen Mustafa Kemal Paşa, arkadaşlarıyla birlikte, 52 gün boyunca bu evde kalmıştır. Bodrum üzeri iki katlı olan yapı, günümüzde müze olarak hizmet vermektedir.

HAHO KİLİSESİ (TAŞ CAMİ)
Tortum ilçesine baglı Bagbaşı köyündedir. Meryem Ana Kilisesi olarak da bilinen yapı, Bagratlı Kralı III. David tarafından 1001 yılında yaptırılmıştır. 19. yüzyılda camiye dönüştürülen yapı, Taş Cami ismini almıştır.

DOKUMACILIK
Bir dönem Halı Şehri anlamına gelen Kalikala adıyla anılan Erzurum’da dokumacılığın önemli bir yeri vardır. Erzurum halıcılığı, son yıllarda Halk Eğitim Müdürlüğü ve Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Halı Atölyesi’nde yaşatılmaktadır. Erzurum’un önemli dokuma ürünlerinden biri de ehramdır. Ehram, tamamıyla koyun yününden örülmüş, kadınların dış giysi olarak kullandıkları ve tek parça örtündükleri sokak giysisidir. Ehram dokuma tezgâhı Ilıca mahallesinde bulunmaktadır.

OLTU TAŞI İŞLEMECİLİĞİ
Oltu taşı; siyah, sert, parlak, kavlı biçiminde kırıkları olan, parlatılabilir, tıraşlanabilir bir linyit türüdür. Altın ve gümüş ile birlikte de kullanılabilen Oltu taşından ağızlık, tespih, kolye, broş, küpe, yüzük, bilezik gibi aksesuarlar üretilmektedir. Oltu taşı atölyeleri Taşhan’da ve şehrin farklı noktalarında bulunmaktadır.

SARAÇLIK
Araba koşumları, binek veya çeki at takımları, eyer, semer gibi bütün takımların deri ve meşinden olan kısımlarını yapma ve tamir etme zanaatıdır. Bu zanaatı yapana saraç denir. Erzurum’da Gürcükapı Mahallesi’nde yer alan saraçhanede günümüzde yalnızca iki saraç bulunmaktadır.

BAR
Erzurum yöresinde oynanan halk oyunlarına “bar” adı verilir. Bar, birlik ve beraberliği ifade etmektedir. Kadın ve erkek barları ayrı ayrı oynanır. Erkek oyunları 18 bardan, kadın oyunları 15 bardan oluşmaktadır. Özel günlerde, kutlamalarda ve çeşitli etkinliklerde bar oynanır.

CİRİT
Atla insanın birlikte mücadelesine dayanan ve erkekliğin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Türklerin yüzyıllar öncesinden bu yana oynadıkları bir oyundur. Savaş sırasındaki at ve insan hareketlerini kapsayan bu oyun, cirit meydanında oynanmaktadır.

UÇAK BİLETLERİNİZİ RANA TURİZM’DEN ALIN!

0442 238 70 70