Kategori: Seyahat Et

Safranbolu-Amasra Gezi Yazısı

Yazar : Sebahattin Bakır/ 1179 0

Şimdiye kadarki gezi planlarımız arasında en hızlı karar verdiğimiz seyahatimiz Amasra-Safranbolu oldu. Kışın yorgunluğunu üstümüzden atmak ve yağmurlar nedeniyle bir türlü gelmeyen baharı karşılamak için hafta sonunu değerlendirmek istedik. Hem eşimin hem de benim ara ara “Havalar düzelsin, Amasra’ya gidelim” tarzı konuşmalarımız nedense bugüne kadar sonuçsuz kalmıştı.

Tüm gezilerimizi planlayan eşim papillon sadece oteli ayarlayacağını, geri kalan tüm planların bana ait olduğunu söylemişti. Her seyahatimizde tüm gezi planlarını sanki tur şirketiyle anlaşmışım gibi uçakta incelediğimden ikiletmeden kabul ettim. Kısa bir araştırmanın ardından yağmurlu bir Cumartesi gününde, bu sefer kızımızı da yanımıza alarak yola çıktık.

Ankara-Amasra arası Bartın üzerinden gidildiğinde 283 km. Gidişte otobandan Yeniçağa ayrımından ayrılıp Mengen üzerinden giden yolu tercih ettik. Yol her zamanki gibi yapım çalışmalarına rağmen keyifli. Bartın-Amasra arası virajlı yollardan sonra Karadenizi ve şirin Amasra’yı tepeden görmek gerçekten keyif veriyor. Sokaklarında gezdikçe de sık sık “Neden daha önce gelmemişiz?” dediğimi hatırlıyorum.

IMG_4996

Arabamızı park ettikten sonra sahil kenarında gezinmeye başladık. Amasra, kendinizi asla yabancı hissetmeyeceğiniz, küçük, samimi, sıcak ve keyifli bir sahil kenti.

IMG_5006

IMG_5024

IMG_5030

IMG_5033

Ahşap işçiliği ürünlerin bulunduğu çarşıda oyuncak ve çeşitli hediyelik eşyaları bulmak mümkün.

IMG_5039

IMG_5075

IMG_5061

Kızımızın her gördüğü güvercini kovalaması ve her çocuk parkında durmamız sebebiyle zamanı oldukça geçirdiğimizde artık karnımız acıkmıştı. Amasra’ya daha önce gelen arkadaşlarımızdan Çeşm-i Cihan ve Canlı Balık adlı restoranları sıklıkla duymuştuk; fakat çeşitli bloglarda da yemeklerinden övgüyle bahsedilen Martı Balık’ta yemek yemeyi tercih ettik.

IMG_5008

IMG_5035

IMG_5034

Gerek manzarası, gerekse enfes ara sıcakları ve kalkan tavasıyla övgüleri hiç de boşuna almadığını biz de görmüş olduk. Kesinlikle tavsiye ediyoruz.

IMG_5082

IMG_5096

IMG_5085

Hemen Martı Balık’ın yan tarafında deniz kenarında demlenen güzel abinin yeri muhteşemdi.(papiblue notu)

IMG_5092

Yemekten sonra kale içinde yürüdük. Yokuşlu, her köşeyi döndüğünüzde başka bir sevimli ev veya başka bir manzarayla karşılaştığımız bu yürüyüşümüzden çok keyif aldık. Şehirde yaşayanlarımız için artık çok sık göremediğimizden, çocukların dar sokaklarda bağıra çağıra top oynaması, yaşlı teyzelerin tek katlı evlerinin önlerinde veya bahçelerinde oturup kendi aralarında sohbet ederken bizleri de sohbete dahil edip davet etmeleri belki de Amasra’yı sevmemizin ayrı bir sebebiydi.

IMG_5101

IMG_5116

IMG_5107

IMG_5129

IMG_5144

IMG_5146

Neredeyse her köşe başında reklamını gördüğümüz Ağlayan Ağaç Çay Bahçesi’ni merak ettiğimiz için yokuş yukarı devam ettik ve tüm yorgunluğumuza değdi doğrusu. Karşılaştığımız manzara karşısında çay içmek şart olmuştu.

IMG_5120

IMG_5121

IMG_5126

IMG_5136

Özellikle en tepedeki Amasra Fenerinin önünden güneşin denize batışını izlemek heralde çok güzel olurdu. Ancak biz günbatımına kadar kalamadık. Zira daha önümüzde Safranbolu yolu vardı.

IMG_5141

IMG_5151

Kaleden inerken sağ tarafta çok şirin bir çay bahçesine rastladık. Biz bu sefer burada çay içemedik ancak eminim burada bir çay içmek çok keyfilidir. Tavsiye ederim.

Hava kararmaya başlayınca Safranbolu’ya doğru yol aldık. Yol eminim gündüz gözüyle çok daha keyiflidir. İki yanda ağaçlar yolun tepesinde birleşip adeta ağaçlardan oluşan bir tünelin içinde gidiyormuş izlenimi verebilirler. Ancak gece zifiri karanlıkta ve de üstelik sürekli yol çalışması nedeniyle yolu takip etmenin oldukça güç olduğu bir ortamda çok da keyifli değildi. Yaklaşık 1,5 saatlik yolculuktan sonra otelimize vardık. Değirmenci Konak, koleksiyoner bir işletmecinin ev sahipliğini yaptığı, tarihi özeliklerini kaybetmemiş bir otel. Öyle ki, mübadele yıllarında Safranbolu’dan Yunanistan’a göç etmek zorunda kalan Rum sahiplerinin yakın zamanda bulunduğunu ve şu anki sahipleriyle sıcak ilişkiler kurulduğunu öğreniyoruz. 7 odalı konaktaki odamızdaki dantel örtüler, antika halı, antika eşyalar ve zemindeki ahşabın gıcırtısı sayesinde biz de bu nostaljik havayı yaşadık.

IMG_5180

IMG_5162

IMG_5163

IMG_5164

IMG_5165

IMG_5168

IMG_5173

IMG_5178

Değirmenci Konak’taki ev yapımı reçeller, sahanda yumurta ve taptaze ürünlerden oluşan köy kahvaltımızdan sonra sıcak sahipleriyle vedalaşıp şehir merkezine gittik. Safranbolu, 1994 yılında UNESCO tarafından koruma altına alınarak Dünya Miras Şehri” listesine alınmış.

IMG_5182

IMG_5183

IMG_5190

Şehir Merkezi’nde hem gezilecek çok yer hem de çok yokuşlu olduğu için kızımızı da çok yormamak adına golf arabalarıyla yapılan 40 dakikalık şehir turu kiraladık. Çeşitli güzergahlı ve süreleri de çeşitli olan turları kiralamak da mümkün. Golf arabasını kullanan rehberimiz han, hamam, çeşme ve tarihi evler hakkında bilgilendirdi.

 

IMG_5193

IMG_5202

IMG_5209

IMG_5220

IMG_5221

IMG_5222

IMG_5227

Şehir turundan sonra başlangıç noktasında bulunan Meydan Cafede kahve molası verdik. Kahvenin yanında gelen karadut suyu günün sürpriziydi ve denemenizi özellikle tavsiye ediyorum.

IMG_5250

IMG_5245

Dinlendikten sonra alışveriş için yemenilerin, bakırların, meşhur Safranbolu lokumcularının bulunduğu çarşıda yürüdük.

IMG_5230

IMG_5192

IMG_5257

IMG_5259

IMG_5266

IMG_5260

IMG_5267

IMG_5268

IMG_5270

En son Kaymakamlar Evini ziyaret edip bir Safranbolu konağındaki günlük yaşantı hakkında bilgi aldık.

IMG_5271

Artık vakit öğleden sonra olmuş ve karnımız da acıkmıştı. Safranbolu’ya 20 dakika uzaklıkta Kastamonu Yolu üzerinde bulunan ve yine tarihi evlerin bulunduğu Yörük Köyü’nü ziyaret ettik. Ancak köye gelmeden 1 kilometre kadar önce sağ tarafta Efsane Konari Gölü Tesislerine uğrayıp bölgeye özgü spesiyallerden kuyu kebabının tadına bakmayı ihmal etmedik.

Yörük Köyü, Safranbolu’nun eski yıllardaki hali gibiymiş. Daha sakin, sessiz ve turistin gelmesinden mutlu oldukları yüzlerinden okunan köylülerle tavsiye edebileceğim diğer bir yer. Özellikle çamaşırhanenin anahtarını elinde bulunduran ve turist kafilelerine adeta şov yaparak köyün tarihi ve köydeki yaşantı hakkında bilgi veren teyzeyi mutlaka görün.

Görüntü0421

Görüntü0422

Görüntü0429

Görüntü0426

Yörük Köyü’nden sonra Ankara’ya doğru yola çıktık. 1 hafta sonluk bir kaçış olmasına rağmen, sanki günlerimizi geçirmiş gibi oldukça keyif aldığımız ve “Yine gelmeliyiz” diyerek ayrıldığımız bir gezi oldu.

Not: Şimdiye kadar yurtiçi ve yurtdışında pek çok yere gezi düzenledik. Amasra ve Safranbolu halkı ve de özellikle esnafı kadar turiste içten yaklaşan ve en ufak bir rahatsızlık vermeyen bir topluluğu hiç görmemiştim. Hepsine sonsuz teşekkürler. Umarım hep böyle kalırlar.

KAYNAK: http://www.dunyayigezmek.com/amasra-safranbolu/

Erzurum Tarih ve Kültür Gezi Rehberi

Yazar : Sebahattin Bakır/ 2241 0

KÜLTÜR VE KREATİF TURİZM
Palandöken Dağları’nın eteğinde kurulan Erzurum, 6000 yıllık tarihi boyunca bölgenin ekonomik ve siyasi merkezi olmuştur. Anadolu’daki en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Erzurum’da Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar’a ait çok sayıda kalıntı günümüze ulaşmayı başarmıştır. Erzurum, tarihi eserlerinin yanı sıra, geleneksel halk oyunları, üretimi devam eden el sanatları ve yöresel lezzetleri ile de dikkat çekmektedir.

ERZURUM KALESİ

Erzurum Kalesi, birisi şehrin güvenliğini sağlayan muhafız askerlerin bulunduğu iç kale, diğeri de halkın ikamet ettiği dış kaleden meydana gelmektedir. İç kale bölümü günümüze ulaşmayı başarmıştır. Erzurum Kalesi’nin ilk yapılışı, M. Ö. 900’lerdeki Urartu Medeniyetine kadar uzanmaktadır. Bugün varlığını koruyan kale, Bizans İmparatoru Theodosius’un eseridir. Saltukoğulları, 12. yüzyılda buraya “Kale Mescidi” ve bir minare inşa etmiştir. Kanuni Sultan Süleyman ve II. Mahmut da kalenin kapsamlı onarımını yaptırmıştır. Kalede yer alan minare, 1848 yılında “Saat Kulesi”ne dönüştürülmüştür.

SAAT KULESİ

Erzurum’un çok eski ve asil Türk yapılarından biridir. 12. yüzyıl ortalarında Saltuklulardan “Şemsü’l- Müluk ve’l-ümem” unvanlı, “İnanç Yabgu Alp Tuğrul Beg Ebü’l Muzaffer Gazi bin Ebü’l Kasım” tarafından yaptırılmıştır. Saat Kulesi, bugün ayakta bulunan iç kalenin batı duvarının şimal köşesi bitişiğindedir. 16. yüzyılın başlarında minarenin üst kısmı yıkılmış, ilk olarak 1848 yılında, daha sonra 1881 yılında saat yerleştirilerek “Saat Kulesi” ve aynı zamanda gözetleme kulesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

PASİNLER KALESİ

Pasinler ilçe merkezindedir. İlhanlı Emiri Hacı Toğay’ın oğlu Hasan Bey tarafından 1339 yılında yaptırılmıştır. Kesme taş ile moloz taşın kullanıldığı kalenin İç Kale kapısı ile duvarları günümüze gelebilmiştir. Kalenin Türklerle ilk tanışması, Büyük Selçuklularla Bizanslılar arasında 1048 yılında yapılan “Pasinler Savaşı” ile olmuştur.

OLTU KALESİ
Oltu ilçe merkezinde, Oltu Çayı kıyısındaki tepe üzerinde bulunan kale, M.Ö 4. yüzyılda Urartular tarafından yaptırılmıştır. Doğal kayalıklar üzerinde yer alan ve “Ehmedek” denilen iç kale, bugün bütün ihtişamıyla karşımızda durmaktadır. Kalenin kuzeydoğu köşesindeki, dik ve yüksek burcun üzerinde, temel seviyesinde kalmış bir şapel bulunmaktadır.

İSPİR KALESİ
İspir ilçesinde, Çoruh Nehri’nin batı ve güney sınırını çizdiği dik kayalık üzerine kurulmuştur. İspir Kalesi’nin, ilk kuruluşu Urartulara kadar uzanmaktadır. Günümüze ulaşan kale ise 13. yüzyıl İlhanlılar döneminde inşa edilmiştir. Kalede Saltuklular döneminden kalma bir mescit vardır.

ERZURUM TABYALARI
Erzurum Tabyaları, 19. yüzyılın acı hatıralarını taşıyan önemli eserlerdir. Osmanlı Devleti’nin gerileme sürecinde doğudan gelen tehlikelere karşı şehrin 21 stratejik noktasına tabyalar inşa edilmiştir. Özellikle Aziziye ve Mecidiye tabyaları, 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı –Rus Savaşında kritik bir rol üstlenmiştir. 9 Kasım 1877 tarihli Aziziye Müdafaası, Erzurum halkının kahramanlıklarına sahne olmuş ve şehrin işgalden kurtarılmasını sağlamıştır. Erzurum halkı, her yıl bu müdafaanın yıl dönümlerinde tabyalara yürüyüş gerçekleştirmekte ve kahramanlarını anmaktadır.

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE
13. yüzyılın sonlarında inşa edilen Çifte Minareli Medrese, Selçuklu medeniyetinin günümüze ulaşan en önemli eserlerinden biri ve aynı zamanda Erzurum’un sembolüdür. Medresenin özellikle taç kapısında bulunan bezemeler, Selçuklu taş süslemesindeki derinliği ve estetik anlayışı gösterir. Burada yer alan palmet ve rumi motifleri, Selçuklular’ın simgesi olan çift başlı kartal ile hayat ağacı figürleri dikkat çekicidir. Medresenin, efsanelere konu olan yarım minareleri de çinileri ile göz kamaştırmaktadır. Çifte Minareli Medrese; döneminin en önemli üniversitelerinden biridir. Avlunun güneyinde yer alan kümbet de o dönemde yapılan en büyük türbe unvanına sahiptir.

YAKUTİYE MEDRESESİ
İlhanlılar döneminde Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılan eser Anadolu’daki kapalı avlulu medreselerin en büyüğüdür. Medrese, dengeli mimarisi, iri motifli süslemeleri, cepheden dışarıya taşırılmış basık kemerli ve oymalı taç kapısı ve taş bezemeleri ile muhteşem bir görüntü oluşturmaktadır. Taç kapı üzerinde yer alan hurma yaprakları, pars ve kartal figürleri Orta Asya Türklerinin önemli simgeleridir. Avlunun sağ ve solunda karşılıklı beşik tonozlu altışar oda sıralanmıştır. Bunlardan sağ köşedeki odadan aynı zamanda minareye çıkılmaktadır. Eserin, geometrik motifler ve çinilerle bezeli minaresi de dikkat çekicidir. Yakutiye Medresesi, 1994 yılından itibaren Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak hizmet vermektedir.

ULU CAMİ
Erzurum’un en eski ve en önemli camilerinden biri olan Ulu Cami, Saltuklu Emiri Nasreddin Aslan Mehmet tarafından 1179 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı cami, kalın taş sütunları, kırlangıç kubbesi, mihrabı ve minaresi ile Selçuklu mimari anlayışını yansıtmaktadır. 28 pencere ile aydınlatılan caminin içerisinde toplam 40 sütun bulunmaktadır. Caminin beş kapısı olup, bunlardan ikisi doğuda, üçü de kuzeydedir.

MURAT PAŞA CAMİSİ

Kuyucu Murat Paşa tarafından 1573 yılında yaptırılmıştır. Yapı, bitişiğinde bulunan hamam, Ana Hatun Türbesi ve Ahmediye Medresesi ile bir külliye oluşturmaktadır. Kubbe tromp ve kemerleri 19. yüzyılda alçı üzerine yağlı boya kullanılarak Avrupa üslubunda çiçek ve yaprak motifleri ile bezenmiştir. Orjinal ahşap kapısı, mimberi ve pencere kapakları Osmanlı ahşap işçiliğinin en güzel örnekleri arasındadır.

GÜRCÜKAPI CAMİSİ

Erzurum’da görev yapmış Yeniçeri Ocağı ağalarından Zakreci Ali Ağa tarafından,1608 yılında yaptırılmıştır. Ali Ağa Camisi olarak da bilinmektedir. Kare planlı ibadet mekânı, köşelerdeki tromplara oturan merkezi bir kubbe ile örtülmüştür.

KURŞUNLU CAMİSİ

Şeyhülislâm Feyzullah Efendi tarafından 1701 yılında yaptırılan Kurşunlu Cami, Osmanlı dönemine ait önemli eserler arasındadır. Kesme taştan, kare planlı olarak inşa edilen yapı, sekiz kasnak üzerine oturan bir kubbe ile örtülmüştür. Yapının ahşap minberi, Türk ağaç işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir.

NARMANLI CAMİ

Tebriz Kapı semtinde, Çifte Minareli Medrese’nin doğusunda yer almaktadır. Eser, kapı üzerindeki dört satırlık kitabeye göre 1738 yılında, Narmanlı Hacı Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Narmanlı Cami’nin ortası büyük, yanları küçük beş kubbesi bulunmaktadır. Düzgün kesme taştan yapılan cami, işçiliği ile de dikkat çekmektedir.

İBRAHİM PAŞA CAMİSİ

Erzurum Valisi İbrahim Ethem Paşa tarafından 1748 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı tek kubbeli olan cami, beyaz renkte mermer taştan yapılmıştır. Önündeki son cemaat yeri yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanan dört sütunlu üç kubbelidir. Caminin mihrabı da mermerdendir.

CAFERİYE CAMİSİ

Ebubekir Oğlu Hacı Cafer tarafından 1645 yılında yaptırılmıştır. Yapının önünde, dört sütunun taşıdığı eğimli çatı altına gizlenmiş, öne ve yanlara açık üç kubbesi, 2006 yılındaki restorasyonda açığa çıkartılmıştır. İç mekânı, köşelerde tromplar üzerine oturan tek kubbe ile örtülüdür.

LALAPAŞA CAMİSİ

Erzurum Beylerbeyi Lala Mustafa Paşa tarafından 1562 yılında yaptırılmıştır. Erzurum’da Osmanlı döneminde inşa edilen ilk camidir. Eserin mimarisi Mimar Sinan’a aittir. Caminin iç mekânını aydınlatan pencerelerde bulunan yazılar, hat sanatının eşsiz örnekleri arasındadır. Son cemaat yerinde 4.Mehmed’in halka vergi muafiyeti getirdiğini anlatan 1670 tarihli bir ferman bulunmaktadır.

ASLAN PAŞA KÜLLİYESİ

Oltu ilçe merkezinde bulunmaktadır. Çıldır Atabekleri’nden Kars Muhafızı Arslan Mehmed Paşa tarafından 1664 yılında yaptırılmıştır. Cami, medrese, han, hamam ve saraydan oluşan bir külliye şeklinde inşa edilmiştir.

TUĞRUL ŞAH CAMİSİ

İspir ilçe merkezinde bulunmaktadır. Saltukoğulları’nın Koya Selçukluları’na bağlandığı dönemde, 1225 yılında Melik Tuğrul Şah için yaptırılmıştır. Caminin harim bölümü, ahşap direkleri, ahşap tavanı ve kırlangıç kubbesi ile dikkat çekmektedir.

ABDURRAHMAN GAZİ HZ. TÜRBESİ

Hz. Muhammed’in (s.a.v) sancaktarlığını yapan sahabe Abdurrahman Gazi Hz. burada yatmaktadır. Türbe, 1796 yılında Erzurum Valisi Yusuf Ziya Paşa’nın eşi Ayşe Hanım tarafından yaptırılmış, yanına bir de cami ilave edilmiştir.

ÜÇ KÜMBETLER

Üç Kümbetler, Anadolu’da bulunan anıt mezarların en güzel örnekleri arasında yer almaktadır. 12. yüzyılın sonlarında yapıldığı tahmin edilen en büyük kümbet Emir Saltuk’a aittir. Bu kümbette yer alan hayvan kabartmaları, Orta Asya Türk takvimlerinde yer alan burç figürleridir. Diğer iki kümbet 14. yüzyıl eserleridir.

EBU İSHAK KAZERUNİ TÜRBESİ

Büyük İslam düşünürlerinden Ebu İshak Hazretleri’ne aittir. İç Kale’yi Çifte Minareli Medrese’ye bağlayan sur duvarı üzerinde bulunan türbenin ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir.

CİMCİME SULTAN KÜMBETİ

Firuze adlı bir kadına ait olduğu sanılan bu kümbet, 14. yüzyılda yapılmıştır. Yuvarlak kaideli kümbetin, gövdesi de bu yuvarlak kaideye uyumlu şekilde inşa edilmiştir.

RÜSTEM PAŞA KERVANSARAYI

Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı Rüstem Paşa tarafından 1561 yılında yaptırılmıştır. Yapı, Osmanlı kervansaray mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Taşhan adıyla da anılan bu eser, günümüzde Oltu taşı esnafının imalat ve satış yeri olarak hizmet vermektedir.

ERZURUM ARKEOLOJİ MÜZESİ
İlk olarak 1944 yılında Yakutiye Medresesi’nde, ardından 1947 yılında Çifte Minareli Medrese’de faaliyet gösteren müze, 1968 yılında şimdiki binasında hizmet vermeye başlamıştır. Müzede M.Ö. II. Bin Trans-Kafkas Kültürü Salonu, Urartu Salonu ve Ermeni Katliamları Salonu bulunmaktadır. Müzenin sergi salonlarında, bölgemizde yaşamış toplumların kültürel gelişimi, üretimi, yaşam tarzı, sanatı, dini inançları ve gelenekleri gibi birçok konuda ziyaretçilere bilgi sunan eserler sergilenmektedir.

ÖŞVANK KİLİSESİ
Uzundere ilçesi Çamlıyamaç köyündedir. Gürcü Bagratlı Hanedanlığı zamanında Magistras Bagrat tarafından 973 yılları arasında inşa ettirilmiştir. Renkli taş bezemeleri ve kabartma figürleriyle dikkat çeken Öşvank Kilisesi, 10. yüzyılın en önemli dini yapılarından biridir. Manastır şeklinde yapılan eserin içerisinde hamam, yatakhane, vaftizhane, rahip evleri, mutfak ve kütüphane bulunmaktaydı.

KONGRE BİNASI
1867 yılında İdadi Mektebi (lise) olarak yaptırılan bina, Milli Mücadele tarihinin önemli bir simgesidir. Erzurum Kongresi, Atatürk’ün başkanlığında 23 Temmuz 1919 tarihinde bu binada toplanmıştır. Vatanın Bütünlüğü’nü hedef alan bu kongrede, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmıştır. Kongre Salonu müze haline getirilen bina, günümüzde Güzel Sanatlar Lisesi olarak hizmet vermektedir.

ÇOBANDERE KÖPRÜSÜ
Erzurum-Horasan Karayolu üzerinde Pasinler’in 15 km doğusundadır. Tarihi İpek Yolu güzergâhında bulunan köprü, İlhanlı Hükümdarı Gazan Han’ın (1295-1304) Veziri Salduzlu Emir Çoban Noyin tarafından 1298 yılında yaptırılmıştır. Yapı formu ve baş kısmındaki bezemeler Selçuklu ve İlhanlı mimari üslubunu yansıtır. Karga Pazarı ve Aras nehirlerinin birleştiği yere inşa edilen köprü 128 metre uzunluğunda, 8,5 metre genişliğindedir.

ATATÜRK EVİ
19. yüzyılda konak olarak yaptırılmıştır. 3 Temmuz 1919 tarihinde Erzurum’a gelen Mustafa Kemal Paşa, arkadaşlarıyla birlikte, 52 gün boyunca bu evde kalmıştır. Bodrum üzeri iki katlı olan yapı, günümüzde müze olarak hizmet vermektedir.

HAHO KİLİSESİ (TAŞ CAMİ)
Tortum ilçesine baglı Bagbaşı köyündedir. Meryem Ana Kilisesi olarak da bilinen yapı, Bagratlı Kralı III. David tarafından 1001 yılında yaptırılmıştır. 19. yüzyılda camiye dönüştürülen yapı, Taş Cami ismini almıştır.

DOKUMACILIK
Bir dönem Halı Şehri anlamına gelen Kalikala adıyla anılan Erzurum’da dokumacılığın önemli bir yeri vardır. Erzurum halıcılığı, son yıllarda Halk Eğitim Müdürlüğü ve Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Halı Atölyesi’nde yaşatılmaktadır. Erzurum’un önemli dokuma ürünlerinden biri de ehramdır. Ehram, tamamıyla koyun yününden örülmüş, kadınların dış giysi olarak kullandıkları ve tek parça örtündükleri sokak giysisidir. Ehram dokuma tezgâhı Ilıca mahallesinde bulunmaktadır.

OLTU TAŞI İŞLEMECİLİĞİ
Oltu taşı; siyah, sert, parlak, kavlı biçiminde kırıkları olan, parlatılabilir, tıraşlanabilir bir linyit türüdür. Altın ve gümüş ile birlikte de kullanılabilen Oltu taşından ağızlık, tespih, kolye, broş, küpe, yüzük, bilezik gibi aksesuarlar üretilmektedir. Oltu taşı atölyeleri Taşhan’da ve şehrin farklı noktalarında bulunmaktadır.

SARAÇLIK
Araba koşumları, binek veya çeki at takımları, eyer, semer gibi bütün takımların deri ve meşinden olan kısımlarını yapma ve tamir etme zanaatıdır. Bu zanaatı yapana saraç denir. Erzurum’da Gürcükapı Mahallesi’nde yer alan saraçhanede günümüzde yalnızca iki saraç bulunmaktadır.

BAR
Erzurum yöresinde oynanan halk oyunlarına “bar” adı verilir. Bar, birlik ve beraberliği ifade etmektedir. Kadın ve erkek barları ayrı ayrı oynanır. Erkek oyunları 18 bardan, kadın oyunları 15 bardan oluşmaktadır. Özel günlerde, kutlamalarda ve çeşitli etkinliklerde bar oynanır.

CİRİT
Atla insanın birlikte mücadelesine dayanan ve erkekliğin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Türklerin yüzyıllar öncesinden bu yana oynadıkları bir oyundur. Savaş sırasındaki at ve insan hareketlerini kapsayan bu oyun, cirit meydanında oynanmaktadır.

UÇAK BİLETLERİNİZİ RANA TURİZM’DEN ALIN!

0442 238 70 70

Erzurum Doğa Turizmi

Yazar : Sebahattin Bakır/ 1092 0

 

Coğrafyasının yüzde 64’ünü dağların oluşturduğu Erzurum, 3000 metreyi aşan yükseltileri, vadileri, nehirleri, gölleri, jeolojik oluşumları, sarp kayalıkları, sıradağları ve yaylalarıyla çok sayıda doğa sporu için elverişli şartlara sahiptir. Erzurum, doğa yürüyüşü, dağcılık, dağ bisikleti, jeep safari, rafting, kano, olta balıkçılığı, avcılık ve yamaç paraşütü gibi birçok aktivite için eşsiz bir potansiyele sahiptir. Bölge, ilginç peyzaj formları ile de doğa sporcularına bir görsel şölen sunmaktadır

DOĞA YÜRÜYÜŞÜ

Doğa yürüyüşü, Erzurum’da, giderek önem kazanan bir doğa sporudur. Şehirde eşsiz manzaralar sunan patikaların geçtiği, doğal çeşitliliğe sahip birçok dağ, tepe, yayla ve vadi vardır. Özellikle Palandöken zirvelerinde, Uzundere ve İspir ilçelerinde bu tip faaliyetler için uygun parkurlar bulunmaktadır. Uzundere Vadisi’nde, derin vadi ve yayla oluşumlarıyla farklı morfolojik özelliklere sahip, bazen tırmanmayı gerektiren, sarıçam ormanları, göl ve şelaleler arasından geçilen pek çok doğa yürüyüşü koridoru bulunmaktadır. DATUR projesi kapsamında Uzundere Vadisi çevresinde 9, İspir ilçesinde ise 8 rota tespit edilmiştir. Bu rotaların uzunluk (u), zorluk (z) ve yükseklik (y) verileri belirlenmiştir. Uzundere rotaları: Cevizli Yaylası (u:20 km, z: 2, y: 2260 m), UzunkavakYedigöller (u: 36 km, z: 3-4, y: 2600 m), Sapaca Yaylası (u: 20 km, z: 2, y: 1100 m), Engüzek Kalesi (u: 6.5 km, z: 2, y: 1500 m), Paisor Yaylası (u: 11 km, z: 3, y: 1800-2400 m), Öşkvank Kilisesi (u: 7 km, z: 2, y: 1800-2400 m) Carmis Yaylası (u: 13.4, z: 3, y: 1500-2400 m), Balıklı köyü (u: 3 km, z: 1, y: 1200-2200 m) ve Haho Klisesi (u: 3.1 km, z: 2, y: 1200-1600 m). Uzundere çevresindeki en ilgi çekici rotalar Yedigöller, yaylalar arası geçişler, Enguzek Kalesi ve Öşkvank Kilisesi rotalarıdır. İspir rotaları: Çamlıca Yaylası (u: 4 km, z: 1, y: 1207 m), Davalı Yaylası (u: 13.6 km, z: 4, y: 2000-2500 m), Soğanlı (u: 7 km, z: 5, y: 2108-3200 m) , Moryayla (u: 7 km, z: 2, y: 1900-2400 m), İspir Yedigöller (u: 11 km, z:3 y: 1900-3000 m), Elmalı Mağarası (u: 4 km, z: 2, y: 1376 m), Sorah Göl (u: 11 km z: 3 y:1207 m) ve Ahlatlı- Zarnıç (u:14 km, z: 2, y: 1820-2320 m) rotalarıdır. Bölgenin en ilgi çekici rotalarını ise Sırakonaklar-Davalı Yaylası ile Yedigöller oluşturmaktadır. Bunların yanı sıra, Yoldere – Narman dağyolu ve Derinpınar Yaylası – Serdarlı rotaları ilginç doğal özellikleriyle önemli bir alternatif oluşturmaktadır.

DAĞCILIK

Dağlar ve vadiler şehri Erzurum’da amatör ve profesyonel dağcılar için çok sayıda parkur bulunmaktadır. İlin en yüksek noktalarından biri olan İspir – Erzurum arasında yer alan 3239 metre rakımlı “Mescit Dağları” şehrin doğa turizmi potansiyeli açısından bir “Alpin Bölge” olarak, uluslararası düzeyde markalaşmasına katkı sağlayacak niteliktedir. Aynı zamanda jeoloji laboratuarı görünümündeki Tortum Gölü ve çevresi, dağcılık konusunda giderek önemini artırmaktadır. Kaya tırmanışı ve iple iniş için belirlenen parkurlar Engüzek Kalesi çevresinde ve Pehlivanlı Beldesi’nde yer almaktadır. Burada yer alan parkurların zorluk derecesi 5+, 6+, 7- şeklindedir.

DAĞ BİSİKLETİ

Erzurum coğrafyası için ideal doğa sporlarından biri olan dağ bisikleti için İspir, Tortum ve Uzundere’de çeşitli zorluk derecelerinde rotalar bulunmaktadır. Bunlar; Ahlatlı-Zarnıç (zor), Uzundere Yaylası (zor), Serdarlı – Pehlivanlı (orta), Derinpınar Yaylası – Serdarlı (zor), Engüzek Kalesi (orta) ve Yıkıklar (orta) rotalarıdır.

JEEP SAFARİ

Doğal güzellikleri ve ilginç yeryüzü şekilleriyle dikkat çeken Erzurum’da jeep safari için ilgi çekici rotalar bulunmaktadır. Bunlar; Uzundere – Zuğar Boğazı, Serdarlı Yaylası – Uzunkavak Yedigöller – Kalavan Yaylası, Ahlatlı – Zarnıç, İspir – Moryayla – Yedigöller, Yoldere – Narman dağ yolu rotasıdır.

RAFTİNG – KANO

Dünyada rafting sporunun en iyi yapılabildiği akarsulardan biri olan Çoruh Nehri, İspir ilçesinden geçmektedir. Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri olan Çoruh, 1993 yılında Dünya Rafting Şampiyonası’na ev sahipliği yapmıştır. Çoruh Nehri’nde ileri seviyedeki parkurlar; Uzundere ilçesinde bulunan Tortum Çayı’nda ise her yaştan yeni başlayanların kullanabileceği parkurlar bulunmaktadır. Bu nehirlerde rafting yapmak için en uygun aylar Mayıs ve Haziran aylarıdır.
Çoruh Nehri ve Tortum Çayı kano sporu için ideal koşullar sunarken, durgun su kanosu için Tortum Gölü tercih edilmektedir. Tortum Gölü kıyısında, kano, kürek ve sandalla gezinti için gerekli iskele ve rampalar bulunmaktadır.

OLTA BALIKçILIĞI

Erzurum, sahip olduğu akarsuları, geniş ve derin su yüzeyleri ile olta balıkçılığı konusunda geniş olanaklar sağlamaktadır. Çoruh Nehri, Tortum Çayı, Ödük Çayı, Sırakonaklar Deresi, Tortum Gölü ve İspir Yedigöller’de alabalık, sazan ve aynalı sazan türleri bulunmaktadır. Çoruh Havzası’ndaki bazı göl ve akarsularda kırmızı benekli alabalık, yasadışı avcılık ve kirlenmeden dolayı azalmıştır. Olta balıkçılığı için, Tortum Gölü’nde bulunan, aynı zamanda bir mesire yeri olan, Bozburun Yarımadası önerilmektedir. İspir Yedigöller, Kuzgun Barajı ve Yıkıklar sahasında kamp olanağı vardır.

AVCILIK

Çok sayıda avlağın bulunduğu Erzurum av potansiyeli yüksek bir şehirdir. Burada, yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban tavşanı ve yaban domuzu gibi memeli türleri ile kınalı keklik, çil keklik, kaya kekliği, bıldırcın gibi kuşlar avlak sahalarında görülmektedir. Aşkale Karasu, Güney Pasinler, Kuzey Pasinler, Horasan Tahirhoca, Köprüköy Yağan ve Pazaryolu Çatakbahçe genel avlaklarında avcılık yapılabilmektedir. Güncel av yasakları için Erzurum İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nden bilgi alınabilir

YAMAÇ PARAŞÜTÜ

Engebeli ve yüksek dağlık-tepelik bir arazi yapısına sahip olan Erzurum, yamaç paraşütçülüğü için de elverişlidir. Palandöken Dağları ve Tortum Gölü çevresi başta olmak üzere il genelinde yamaç paraşütü için uygun noktalar bulunmaktadır.

DİĞER DOĞA SPORLARI

Tortum Gölü’nde botçuluk ve motorlu su araçlarıyla gezinti, kürekçilik, yelkencilik, su kayağı, sandalla gezinti ve maket yarışları; Tortum, İspir ve Olur’da mağaracılık, yapılabilmektedir.

UÇAK BİLETLERİNİZİ RANA TURİZM’DEN ALIN!

0442 238 70 70

ERZURUM KIŞ TURİZMİ

Yazar : Sebahattin Bakır/ 1068 0

 


Erzurum, coğrafi özellikleri, 5 ay boyunca kayak yapmaya elverişli yapısı, kar kalitesi, uzun pistleri ve tesisleriyle dünyanın sayılı kış turizm merkezlerinden biridir. Şehir merkezinin güneyinde 70 km uzunluğunda ve 25 km genişliğinde bir alanı kaplayan Palandöken Dağları, 1993 yılında Kış Turizm Merkezi ilan edildi.
Palandöken, Konaklı ve Kandilli kayak merkezlerinin bulunduğu Erzurum; buz salonları ve atlama kuleleri ile kış turizmine hizmet etmektedir. Kar yağışının Ekim-Kasım aylarında kendini gösterdiği Erzurum’da, kayak mevsimi Kasım ayından itibaren başlamakta ve Nisan ayının sonuna kadar sürmektedir. Palandöken, kaymaya olanak sağlayan “toz kar” özelliğini, ikliminden dolayı, bütün kayak sezonu boyunca sürdürmektedir. İklim koşulları, kış turizmi yapılması açısından son derece elverişlidir. Yaklaşık 5 ay süren kış boyunca ortalama sıcaklık -5,-9 °C’dir.
Kış sporları ve kış turizmi hareketleri bakımından Türkiye’nin birinci derecede önemli ve öncelikli kayak alanları arasında yer alan Palandöken Dağları, serbest kayak ve kış turizmi hareketleri yönünden de uluslararası bir istasyon özelliği taşımaktadır. 2011 yılında 25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunları’na ev sahipliği yapan şehir, Türkiye ve dünya kış turizminin yeni cazibe merkezlerinden biri olmuştur.

PALANDÖKEN KAYAK MERKEZİ

Dünyanın en uzun ve en dik pistleri arasında yer alan Palandöken Kayak Merkezi, 2000 -3176 metre rakım farkına sahiptir. Kayak merkezinde 7 kolay, 8 orta, profesyonel (zor) ve 4 doğal pist yer almaktadır. Bu pistlerde 10 telesiyej, 1 teleski, 2 baby lift, 1 gondol lift hizmet vermektedir. Gondol lift ile 1000 metrelik bir tırmanışla 3176 m yüksekliğindeki Ejder Tepesi’ne ulaşılmaktadır.
Alp disiplini ve snowboard için cazip pistlerin bulunduğu kayak merkezi; yamaç paraşütü, dağcılık, snowtube, paintball gibi farklı aktivitelere de olanak sağlamaktadır. Büyük slalom yarışmaları için Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS) tarafından tescilli iki pist bulunmaktadır. Tüm pistlerde aynı anda yaklaşık 12 bin kişi kayak yapabilmektedir. Olası çığ vakalarını önlemek amacıyla “Gaz-Ex” suni çığ düşürme sistemi kurulmuştur.

Her seviyedeki kayakçıya hizmet verebilen Palandöken Kayak Merkezi’nde, 2 adet 5 yıldızlı, 1 adet 4 yıldızlı, 1 adet 3 yıldızlı ve bir adet de 2 yıldızlı otel bulunmaktadır. Özel ve kamuya ait tesislerde bulunan toplam yatak kapasitesi 2681’dir. Bununla birlikte şehir merkezinde de 3 ve 2 yıldızlı çok sayıda otel hizmet vermektedir. Havaalanına 15 kilometre mesafede yer alan kayak merkezinin şehir merkezine olan uzaklığı ise yalnızca 4 kilometredir. Ulaşım tatil günlerinde Erzurum Büyükşehir Belediyesi otobüsleri ile diğer günler yalnızca özel araç ve taksilerle sağlanmaktadır.

KONAKLI KAYAK MERKEZİ

25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunları ile birlikte hizmet vermeye başlayan kayak merkezi, 460 hektarlık bir alan üzerinde 2200-3185 m rakım farkında kurulmuştur. Eğim oranlarının çeşitlilik göstermesi nedeniyle her düzeyde kayakçıya hizmet verebilmektedir.
Potansiyel olarak 16 pisti bulunan Konaklı bölgesinde, 288 hektarlık toplam kayılabilir alan oluşturulması planlanmaktadır. 6 mekanik tesisin bulunduğu kayak merkezi, aynı anda 14 bin kayakçıya hizmet verebilmektedir.
Alp disiplininin gerektirdiği bütün branşlarda hizmet veren Konaklı’da; Erkekler Süper Büyük Slalom (2.960- 2.340 m), Erkekler Büyük Slalom (2.852-2.495), Erkekler Slalom (2.695-2.495), Bayanlar Süper Büyük Slalom (3.045-2.495), Bayanlar Büyük Slalom (2.850-2.495), Bayanlar Slalom (2.695-2.495) pistleri bulunmaktadır.
Konaklı Kayak Merkezi, Erzurum-Çat karayolu üzerinde ve şehir merkezine 22 km mesafede yer almaktadır. Kayak merkezini kullanan sporcu ve ziyaretçilerin günübirlik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik; kayak kiralama, satış, gişe hizmetleri, kafe, yemekhane, dinlenme ve servis üniteleri yer almaktadır. Kayak merkezine ulaşım tatil günlerinde Erzurum Büyükşehir Belediyesi otobüsleri ile diğer günler yalnızca özel araç ve taksilerle sağlanmaktadır.

KANDİLLİ KAYAK MERKEZİ

25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunları Erzurum 2011’de biatlon ve kayaklı koşu müsabakalarının yapıldığı Kandilli Kayak Merkezi, 160 hektar arazi üzerine kurulmuştur. Pistlerin rakımı 1.713- 1.767 m arasında değişmektedir. Kandilli Kayak Merkezi, 12 ay süreyle çok amaçlı kullanıma açık bir bölgedir.
Kandilli Kayaklı Koşu Spor Tesisi; 2,5 km, 3,75 km ve 5 km mavi ve kırmızı pist; iki (1,6 km ve 1,3 km) sprint pisti, kayaklı koşu stadyumu, yarışma sevk ve idare binası, her bir takım için kabinler, kayak test alanı, ısınma alanı, seyirci alanı, VIP çadırı ve diğer alanlara sahiptir. Sprint pisti; 1.297 m uzunluğunda, 9- 12 m genişliğinde, 22 m irtifa farkına sahiptir. Maksimum tırmanış 19 m ve toplam tırmanış 30 metredir. En düşük nokta 1.713 m ve en yüksek nokta 1.735 metredir. Şehir merkezine 36 km uzaklıkta bulunmaktadır.

ATLAMA KULELERİ

Palandöken Kayak Merkezi’nin kuzeyinde ve Erzurum-Çat karayolu üzerindeki Kiremitliktepe’de yer almaktadır. 125 metrelik uzunluğu ve hilal şeklindeki görüntüsü ile Erzurum 2011 Dünya Üniversiteler Kış Oyunları’nın sembol tesislerinden biri olmuştur. Tesis içerisinde, K125 ve K95 yarışmaları için iki atlama kulesi ve iki atlama rampası; üç adet K65, K40 ve K20 antrenman rampaları bulunmaktadır. Deniz seviyesine göre; K95 atlama tepesinin zirve noktası, 1.995 m, en alçak noktası 1.902 m; K125 atlama tepesinin zirve noktası 1.995 m, en alçak noktası 1.902 m yüksekliktedir.

CURLING ARENA

Dünya Üniversiteler Kış Oyunları için 2010 yılında inşa edilmiştir. Mecidiye Mahallesi’nde bulunan tesis, 5 curling yarışma alanına ve 1000 kişilik oturma kapasitesine sahiptir. Bu spor alanında hakem, jüri, başhakem, teknik delege için birer oda, sporcular için 4 salon bulunmaktadır.

BUZ HOKEYİ SALONLARI

Erkekler ve kadınlar için yapılan iki adet salon bulunmaktadır. Salonlar Cemal Gürsel Spor Kompleksi içerisinde yer almaktadır. Erkekler Buz Hokeyi Salonu 3000 kişilik oturma kapasitesine sahiptir. Pisti, 60 m x 30 m ölçülerindedir. Kadınlar Buz Hokeyi Salonu ise 500 kişilik oturma kapasitesine sahiptir. Pisti, 60 m x 30 m ölçülerindedir.

BUZ PATENİ SALONU

Palandöken ilçesi Hacı Ahmet Baba Mahallesi’nde bulunan salon 2009’da hizmete açılmıştır. 2000 seyirci kapasiteli bu salonda; soyunma odaları, dinlenme odaları, medikal oda, doping kontrol odası ve görevli, jüri ve teknik panel odaları bulunmaktadır.

SHORT TRACK SALONU

Palandöken ilçesi Hacı Ahmet Baba Mahallesi’nde bulunan salon 2009’da hizmete açılmıştır. Salon, 500 seyirci kapasitesine sahip olup 30×60 m2 ölçülerindedir. Pist soyunma odaları, dinlenme odaları, medikal oda, doping kontrol odası ve görevli, jüri ve teknik panel odaları bulunmaktadır.

UÇAK BİLETLERİNİZİ RANA TURİZM’DEN ALIN!

0442 238 70 70

ÖLMEDEN ÖNCE MUTLAKA GÖRMENİZ GEREKEN DÜNYADAKİ 20 ŞEHİR

Yazar : Sebahattin Bakır/ 848 0
Ölmeden önce mutlaka görmeniz gereken 20 şehir

Kişiye özel seyahatler kapsamında, bu kentleri Rana Tur ile de keşfedebileceğinizi de biliyor musunuz?

İşte ölmeden önce mutlaka görmeniz gereken şehirler:

TÜRKİYE – İSTANBUL

Asya ve Avrupa’yı buluşturan İstanbul’da nefes kesen antik mimari yapılar, modern gece hayatı ve restoranlar muazzam bir uyum içinde yaşıyor. İstanbul’a geldiğinizde bütün seyahatiniz boyunca şehrin camileri, çarşıları ve hamamları ile haşır neşir olabilir, şehrin büyüleyici manzarası eşliğinde tatilinizin tadını çıkarabilirsiniz. Kentin birçok yerinden görebilceğiniz Sultan Ahmet Camii ile başlayacağınız turunuza, Galata Köprüsü ile devam edebilir, Miniatürk’e uğrayarak Türkiye’nin tüm anıtsal yapıtları ile tanışabilirsiniz.

Istanbul

İTALYA – ROMA

Bir günde gezmenin mümkün olmadığı Roma’ya adım attığınızda, sanki devasa bir açık hava müzesinde geziyormuşsunuz hissine kapılacaksınız. Açık pazarları ve akıllara durgunluk veren tarihi yapıları ile Roma, ziyaretçilerini etkisi altında bırakan nadir şehirlerden biri. Trevi Çeşmesine bozuk para fırlattıktan sonra, içinde gladyatör dövüşleri düzenlenen ve Flavianus Amfitiyatro olarak da bilinen Kolezyum’u gezebilir, hemen ardından tadı ağzınızdan gitmeyecek bir dondurma ya da kahve keyfi yapabilirsiniz.

rome

İNGİLTERE – LONDRA

Tarih, sanat ve modanın iç içe geçtiği Londra’da mükemmel bir gün herkes için farklı geçer. Kültür avcıları ünlü sanat merkezi Tate Modern ve Royal Opera House’da bulurlar kendilerini. Kıyafet ve alışveriş düşkünleri Oxford Caddesi’ne akın ederken, müzik ve kitap meraklıları ise Arbey Road ve Shelock Holmes Müzesi’nde geçirirler saatlerini. Thames nehrinin süslediği, sayısız müzenin ev sahibi, Big Ben, London Eye gibi çarpıcı mimari yapıları, meşhur telefon kulübeleri ve sevimli kırmızı otobüsleri ile özgün ruhunu yaratmış Londra’yı  keşfedin.

Londra

ÇİN – PEKİN

Kalabalık, karışık, ışıltılı, hem eski, hem yeni… Çin her anlamda büyümeye devam ederken, dünyanın dört bir köşesinden gezginleri kendine çekiyor… Çin’e gittiğinizde ilk uğramanız gereken şehirlerden biri Pekin. Pekin gezinizin ilk durağı ise Yasak Şehir, 1987 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde yerini almış. Yapımına 1406’da başlanmış ve 14 yıl boyunca tam 200 bin işçi çalışmış. Bu muhteşem yapıda 491 yıl boyunca 24 imparator oturmuş…

Pekin

ÇEK CUMHURİYETİ – PRAG

Bohem cazibesi ve masalsı özellikleri ile Prag plajdan yorulan ve kültür içinde yüzmek isteyen tatilciler için mükemmel bir rota. Tüm gününüzü Prag kalesini keşfederek geçirebilir ardından klasik bir Çek tavernasında ağzınıza layık bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Astronomik Saati görmeden önce, Eski Kent Meydanı’nda gezinmeyi ise sakın unutmayın.

Prague, Czech Republic

FAS – MARAKEŞ

Bir şehir düşünün: Hikâye anlatıcıları, en egzotik hikâyelerini ziyaretçilerin kulaklarına fısıldasınlar.  Yılan oynatıcıları enfes nameler eşliğinde dans ettirsinler yılanlarını. Falcı kadınlar çölün ötesinden haberler ulaştırsınlar sizlere. Hokkabazlar en ilginç gösterilerini sergilesinler etrafında toplanan kalabalığa. Şehrin kızıl rengi üzerinize düştüğünde çölden gelen ılık rüzgâr sarmalasın dört bir yanınızı. Labirenti andıran sokaklarında aniden otantik ezgiler okuyan bir Berberi çıksın karşınıza. Yılın belli zamanları şehrin gençlerinin katıldığı eş seçme festivalleri düzenlensin. Evet, Marakeş’ten bahsediyoruz…

Atlas dağı eteklerine kurulan Fas’ın görülmesi gereken en önemli yerlerinden biri Unesco tarafından kültür mirası listesine eklenen Djemaa El Fna Meydanı. Kendinizi Binbir Gece masalları içerisinde hissedeceğiniz meydanda akşamları seyyah tezgâhlardan Fas’ın en güzel yemeklerini tadabilir, dişiniz ağrıdığında seyyar dişçilerden yardım alabilirsiniz.

12.yy eserlerinden ulan Kutubiye Camii, 16. Yüzyıldan kalma Saadian mezarları, Majorelle Botanik Bahçesi, Menera Işık Bahçeleri de görülmeden dönülmemesi gereken yerlerden.

Marakeş

FRANSA – PARİS

Paris tarihi boyunca asla sıradan bir kent olmadı. Diğer başkentlerin aksine bir şehirden çok hayata karşı bir duruşun, yaşama biçiminin temsilcisi oldu. Yılda 86 milyon kişinin ziyaret ettiği Paris, dünya sanatının ve tarihinin en değerli koleksiyonlarını barındıran müzeleri, anıtları ve heybetli saraylarıyla ziyaretçilerini ağırlıyor. Eyfel Kulesi, Chaillot Sarayı, Trocadero Bahçeleri, Louvre Müzesi, Notre Dame Katedrali, Pont Neuf, Belediye Binası kentteki ziyaret noktalarından birkaçı sadece. Monet, Manet, Edgar Degas, Cezanne, Van Gogh gibi 20. yüzyılın ünlü sanatçılarının eserlerini Ressamlar Tepesi Montmartre’dan başka neresi bu kadar yakından görme fırsatı verir ki?

paris

VİETNAM – HANOİ

Hanoi, Asya’nın en zarif ve egzotik başkenti. Büyük eski bulvarları, yerlilerin göllerdeki ağaç saçaklı evlerinin yanında aynı zamanda 21. Yüzyıl metropolü olması dolayısıyla zamansız bir cazibeye sahip. Vietnam’ın kalbi ve ruhu olan Hanoi yürüyerek keşfetmek için harika bir yer ve burada yapılacak çok şey var!

Hoan Kiem gölü ve Kırmızı göl etrafında gezerken Tai Chai yapan Vietnamlıları ve kukla tiyatrolarını izleyebilir, sokaklarda seyyar satıcıların ilginç tatlarını deneyebilir ve bir motosiklet kiralayıp şehrin trafiğine karışabilirsiniz.

Fransız etkisinin yoğun olarak hissedildiği şehirde Unesco tarafından dünya miras alanı olarak kabul edilen thang long imparatorluk kalesi, Konfüçyüs’e adanan edebiyat tapınağı ve Vietnam mimarisinin en nadir örnekleri arasında bulunan birçok tapınak görülebilir.

En keyifli ve en ilginç seyahatlerinizden birini yapmak ister misiniz?

hanoi

KAMBOÇYA – SİEM REAP

İçerisinden Siem Reap nehrinin geçtiği şehir Kuzeybatı Kamboçya’da yer alır. Şehrin en büyük cazibe merkezlerinden bir tanesi Kmer imparatorluğunun simgesi olan Angkor Tapınaklarıdır. Siem Reap, göllerin üzerinde yüzen köyleri, pirinç tarlaları, balıkçı kasabaları, tropik meyve tezgâhları ve geleneksel el sanatları dükkânlarıyla gezilip görülmeyi fazlasıyla hak eden bir sıcakkanlı bir Asya şehri.

Dünya şehir mirası listesinde yer alan Angkor arkeolojik parkı şehrin odak noktasını oluştursa da Angkor Ulusal müzesi, Kamboçya mayın müzesi, spa ve masaj salonları, Kamboçya kuklaları ve barlar sokağındaki dans gösterileri şehrin cazibesini arttıran diğer unsurlardan.

Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp Siem Reap’in sessiz güzelliğini keşfedin!

kamboçya

ÇİN – ŞANGHAY

Küçük bir balıkçı kasabası olarak kurulmuş olan Şanghay, bugün sahip olduğu devasa gökdelenleri, borsası ve kültürü ile günümüzde dünyanın en büyük metropolleri arasına girmeyi başarmış durumda. Muhteşem bir dinamizmi olan Şanghay doğu ile batıyı, gelenek ile modernizmi birbiriyle buluşturmuş ender şehirlerden bir tanesi.

Şangay müzesi, The Bund bölgesi, Orient Pearl TV Kulesi, Yu Yuan Bahçeleri, Zhujajiao Su Şehri gibi tarihi ve turistik bölgeleriyle çekim merkezi olan Şanghay’ı ölmeden önce mutlaka görmeli!

Şanghay’ın kalabalığına karışmak için geç kalmayın!

Şanghay

ALMANYA – BERLİN

Berlin kültürü, mimarisi ve siyasi geçmişi ile dikkat çeken bir şehir. Hem Alman İmparatorluğuna hem de Nazi Almanya’sına ev sahipliği yapmış Berlin, yalnızca siyasi açıdan değil, kültürel olarak da dopdolu. Yaklaşık 200.000 Türk’ün yaşadığı şehirde gezerken, kendinizi hiç de yabancı hissetmeyeceksiniz. Şehrin doğusunda bulunan Müzeler Adası’nda müzelere ve kültüre doyamayacaksınız. Çok daha fazlası için Berlin turuna katılmaya ne dersiniz?

berlin

ABD – NEW YORK

Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük şehri New York, Hudson nehri kıyılarına kurulmuş. 18,7 milyon nüfusuyla ülkenin en kalabalık metropolü. Medya, kültür, yemek, moda, sanat, araştırma, fınans ve ticaret merkezi. New York, 180’den fazla ülkeden gelen yüzbinlerce göçmene ev sahipliği yapıyor. Çok kültürlü olması bakımından İstanbul ile yarışıyor da diyebiliriz. Muhteşem bir enerjisi olan bu kozmopolit şehir, herkesi kendine aşık ediyor.

new york

İTALYA – FLORANSA

Dünyanın en karizmatik şehirlerinden biri olan Floransa, Avrupa’nın kültür, sanat ve moda başkenti olarak anılıyor. Michelangelo, Da Vinci’ye ilham veren şehir Floransa’nın her yanı müzeler ve sanat eserleriyle dolu. Tarihi binaları, bazilikaları, kütüphaneleri, sanat koleksiyonları ve mimarisiyle ziyaretçilerinin üzerinde açık hava müzesi etkisi bırakan şehirde dünyanın en güzel mutfak tatlarını deneyebilir, dünyaca ünlü şaraplarından tadabilirsiniz. İtalyan Rönesans’ının doğum yeri olan Floransa’da Giotti Kalesi, Uffuzi Müzesi, Duomo Katedrali gibi birçok önemli yapıyı görebilir, İtalyan modasının en güzel koleksiyonlarının bulunduğu mağazalardan alışveriş yapabilir, birçok moda ve sanat festivallerine katılabilirsiniz.

ARJANTİN – BUENOS AİRES

Güney Amerika’nın ikinci en büyük şehri olan Buenos Aires’i müziği, içkileri, hareketli şehir yaşantısı, gece hayatı, futbola olan sevgisiyle kıtanın en heyecan verici şehirlerinden biri yapıyor. Güney Amerika’nın Paris’i olarak da adlandırılan Buenos Aires’in kulüplerinde bir tango performansını izlemek, başkanlık sarayında bir tur atmak, meşhur Recoleta Mezarlığını gündüz vakti dolaşmak, mahallelerini keşfetmek, revaçta olan kafe ve butiklerinde size ‘’el turco’’ diye seslenecek yerel halkla sohbet etmek heyecan verici olacaktır.

Buenos Aires

İSPANYA – BARCELONA

İspanya’nın en modern, kozmopolit ve avangart şehri ünvanına sahip olan Barcelona, güneşin parladığı La Costa Brava plajları, sanatsal hazineleri, antik ve modern mimarisi ile duyulara şölen yaşatan bir akdeniz şehri. La Rambla caddesi ve Barcelonata plajı boyunca yürüyüş yapmak, Gaudi’nin Sagrada Familia bazilikasının büyüleyici güzelliğini keşfetmek, Nou Camp turuna katılmak çok farklı deneyimler yaşamanıza neden olacaktır. Modern sanat müzeleri ve şık dükkanları dikkat çeken şehirde flamenco gösterilerine katılabilir, Picasso müzesini ziyaret edebilir, El Borne bölgesinde çeşitli yemek alternatiflerini deneyebilirsiniz.

barcelona

RUSYA – ST. PETERSBURG

Çarların ve çariçelerin eski başkenti olan Petersburg, Moskova’dan sonra Rusya’nın en büyük ikinci şehri. Kuzeyin Venedik’i de olarak adlandırılan Petersburg, olağanüstü geçmişi, zengin kültürel gelenekleri, sahip olduğu yüksek sanat, barok ve neoklasik mimarisi ile dünyanın en güzel şehirlerinden bir tanesi. Size unutulmaz bir seyahat deneyimi yaşatacak her şey var Petersburg’da. Beyaz gecelerin gizemli alacakaranlığını yaşayacağınız büyülü kış akşamları, Neva Nehri üzerinde katılabileceğiniz tekne turları ve yaldızlı kubbelere sahip tarihi yapılarıyla eşsiz güzellikteki Petersburg’u keşfedin.

st petersburg

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ – DUBAİ

Birleşik Arap Emirliklerinin 7 emirliğinden en çok bilineni hiç kuşkusuz Dubai. Kısa süre önce sadece çöl kumlarından ibaret olan Dubai, yatırımlar ve özel projelerle bugün bir alışveriş ve turizm cenneti haline geldi. Yılda 2 kez gerçekleşen alıveriş festivali dünyanın dört bir yanından insanları Dubai’ye çekiyor.

Dubai’nin sivil mimarisinden örnekler görebileceğiniz tarihi Bastakiya bölgesi restore edilmiş binalarda konumlanmış birçok şık kafeye ve sanat galerisine ev sahipliği yapıyor. Bastakiya’da mutlaka uğranması gereken bir başka nokta ise Al Fahidi Kalesi.

dubai

ABD – CHİCAGO

Michigan gölü kıyısında bulunan ‘’Rüzgarın Şehri’’ Chicago, gökdelenleriyle ünlü bir şehir. Amerikan sinemasının film platosu olan şehirde Dark Knight başta olmak üzere birçok film çekilmiştir. Amerika’nın üçüncü büyük şehri Chicago, dünya standartlarında yemek, alışveriş ve eğlence kültürüne sahiptir. Millennium Park’ta halk sanatını keşfedebilir, Lincoln hayvanat parkını gezebilir, muhteşem Michigan gölü manzarasının tadını doyasıya çıkarabilirsiniz.

chicago

GÜNEY AFRİKA – CAPE TOWN

Masa Dağı yamaçlarında kurulmuş olan Cape Town, doğal plajları ve eşsiz güzellikleriyle Afrika’nın en güzel şehirlerinden biri. Şehirde görülmesi gereken yerlerin başında Masa Dağı ve Ümit Burnu geliyor. Mandela’nın tutukluk günlerini geçirdiği Robben Island’ı ziyaret etmek sizin için ilgi çekici olabilir. Afrika’nın en güney ucu olan Cape Point özellikle fotoğrafçılar için olağanüstü manzaralar sunuyor. Maceradan hoşlananlar için Safari turları oldukça cezbedici olacaktır.

cape town

TAYLAND – BANGKOK

1782’den beri Tayland’a başkentlik yapan ve ülkenin en kalabalık şehri Bangkok, Asya’nın en büyük turistik kentlerinden biri olma özelliği taşıyor. Görkemli sarayları ve otantik kanalları ile büyüleyen Bangkok’ta gezilecek yerler arasında tapınaklar başta yer alıyor. Yaklaşık 400’den fazla tapınağa ev sahipliği yapan şehirdeki ziyaretçi akınına uğrayan üç tapınak Zümrüt Budha Tapınağı anlamına gelen Wat Pra Kaew, Şafak Tapınağı anlamına gelen Wat Arun ve Yatan Buda anlamına gelen Wat Pho tapınakları. “Doğu’nun Venedik’i” olarak bilinen Bangkok’tan muhteşem showları ve gece hayatı ile popüler tatil beldesi Pattaya’ya uzanan harika bir tatili siz de kaçırmayın.

Bangkok

Türkiye’de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Yazar : Sebahattin Bakır/ 723 0

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Hem Selçuklu hem Osmanlı: Doğubeyazıt`ın 5 km. uzağında sarp kayalar üzerine kurulmuş 116 odalı İshakpaşa Sarayı, Türkistan, Selçuklu ve Osmanlı mimari özelliklerini birleştiren bir yapı olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Amasyanin nehir güzelleri: Bir İç Anadolu şehrinde de sizi şaşırtacak şeyler olabilir. Şehrin merkezinden geçen Yeşilırmakın kenarında sıralanan ve geleneksel Osmanlı evinin bütün özelliklerini bünyesinde taşıyan Amasya evleri bu şehri görmek için iyi bir neden

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Mardini görmeden olmaz: Taşın insan yaşamındaki yerini, insan emeğinin taşı nasıl şekillendirdiğini görmek için dinlerin, mezheplerin harman olduğu Mardine yolunuzu düğürün.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Antik güzel Aspendos: Aspendos, amfitiyatrosuyla meşhur bir antik kent. Antalyanın 49 km. batısında yer alıyor. M.S. 2. yyda Romalılar tarafından inşa edilen tiyatro 15 bin kişi kapasitesi ile en iyi korunmuş eski yapılardan.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Osmanlı köyü Cumalıkazık: Bursaya 2 km. uzaklıktaki Cumalıkazık, Orhangazinin Bursa`ya girmeden önce yaptırdığı köylerden biri. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinin verildiği evlerden oluşan köye giderseniz, dar sokaklardan akan sular sizi karşılayacak

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Yedi renkli göl Eğirdir: Isparta sınırları içindeki Eğirdir Gölü`nün manzarası yılın her mevsimi harika. Genelde camgöbeği renginde olan göl; bazı gün ve saatlerde değişik renklere büründüğü için halk arasında yedi renkli olarak anılıyor.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Dev heykeller mekanı Nemrut: Adıyamanın Kahta ilçesinde bulunan ve içinde Kommagene Krallığının antik kentini barındıran milli park içerisinde, aslan ve kartal heykellerinin arasinda 7 metreye varan dev heykeller bulunuyor. Bölge, tarih meraklıları için ideal.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Doğanın kucağında bir düş: Bolu`nun yanıbaşında kıvrıla kıvrıla çıkan bir yolla ulaşılan Gölcük, bir minyatür göl olarak karşınıza çıkıyor. Daha büyük bir gölün yer aldığı Abant ise, keyifli bir yürüyüş yapmak, pedal çevirmek, fayton gezintisine çımak için ideal…

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Egenin ikiz kardeşleri: Kaleköyde Türkiyenin en son günbatımını yaşamak, Zeytinlide dibek kahvesi içmek ve Hristonun tatlılarını yemek isterseniz Gökçeadaya yelken açın. Rum köylerini tek tek gezin.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Tarih ve gizemi birlikte görün: Likya, Roma ve Bizans uygarlıklarından kalan tarihi yapıları olan Olimposta hem doğal hem gizemli bir tatil geçirebilirsiniz. Çıralıda 3 bin yıldır yanan ateşi görebilir, dünyanın en güzel kumsallarından birinde denize girebilirsiniz

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Açık hava müzesi Harput: Elazığ`a 5 km. mesafedeki Harput ilçesi bir açık hava müzesi görünümünde. Müzesi, kalesi, Ulu Camii, Meryem Ana Kilisesi ve Buzluk Mağarasıyla görülmeye değer bir turizm merkezidir.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Dünyanın sörfçüsü burada: Alaçatı, her milletten sörfçünün akın ettiği yerlerin başında geliyor. Hem rüzgarıyla yılın tüm zamanlarinda sörf yapma imkanı tanıyor hem de doğal güzellikleri, mimarisi ve yetiştirilen doğal ürünleriyle sizi bekliyor.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Antik kentte gizemli yolculuk: İzmir`in Selçuk ilçesi yakınlarındaki 4 bin yıllık Efes Antik Kenti, kiliseleri, çarşıları, mağaraları, çeşmeleri ile en çok ilgi çeken turistik mekanlardan.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Doğal serinlik Ayder Yaylası: Ladin ve kayın ormanlarıyla kaplı yayla Çamlihemşin ilçesine 16 km. mesafede. Ayder, zengin florasının yanı sıra kaplıcası ile de bölgenin en çok tercih edilen tatil yerlerinden biri.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

İstanbula nefes aldıran yerler: İstanbulda yaşıyorsanız yakın yerlere kaçmak istersiniz. İşte; tarihi Polonezkoy, iki akarsu arasında kalan şirin mekan Ağva veya İstanbul Boğazı`nın Anadolu yakası Karadeniz girişinde yer alan Anadolu Feneri önerebileceğimiz mekanlar.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Safranbolu Kaymakamı Gökhan Azcan, Kurban Bayramı tatilinde çeşitli turlar ve geziler kapsamında Safranboluda yaklaşık 100 bin turisti ağırladıklarını bildirdi. Azcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı tatilinin Cumhuriyet Bayramı ile birleşmesi sayesinde tatilcilerin Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve konakların eşsiz güzelliğini keşfetmek için ilçelerine yoğun ilgi gösterdiğini, 6 gün içinde yaklaşık 100 bin turisti ağırladıklarını söyledi UNESCO Dünya Mirası Listesinde bulunan ilçeye yılda 600 bin turistin geldiğini vurgulayan Azcan, İki bayramın bir arada kutlanması ve tatillerin birleşmesi sonrasında oldukça yoğunluk yaşadık. Konaklama tesisleri yüzde yüz doluluk oranına ulaştı. Turistlerimizin konforu için her tülü önlem alındı. Rehberlerimiz 24 saat hizmet verdi. Misafirlerimize en güzel hizmeti sunmaya çalışıyoruz diye konuştu. Azcan, tatilcilerin görüntüsü ve kıvamıyla boğazı yakmayan, dişe ve damağa yapışmayan, kendine has lezzet ve aromasıyla diğerlerinden ayrılan Safranbolu lokumuna yoğun talep gösterdiğini kaydetti.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Mozaik kent Zeugma: Gaziantep ili, Nizip ilçesinde yer alan antik şehir, Roma döneminden kalan mozaikleri ile tanınıyor.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Doğayla iç içe bir kasaba: Karadeniz`in şirin kasabalarindan olan Amasra, sakin bir tatil isteyenler için ideal bir mekan. Doğal güzelliklerinin yanı sıra, kalesi, müzesi ve Cenova şatosuyla tarihi bir tur da yapabilirsiniz.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Hasankeyf…

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Gelibolu Yarımadasında tarih: Birinci Dünya Savaşının en kanlı çarpışmalarının yaşandığı Gelibolu Yarımadası, adeta bir savaş müzesi görünümünde. Çanakkale`de bulunan şehitlik, birçok ziyaret mekanı ile hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Ani Harabeleri Kars’a 48 km. uzaklıkta yer alıyor. Ocaklı Köyü yakınında,Türkiye-Ermenistan sınırına yakın Arpaçay nehri kenarında konumlanan kentin kuruluşu M.Ö. 350-300 yıllarına dayanıyor.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Kapadokya anlatılmaz, yaşanır Kapadokya`da balon turu fotoğraflarına bakıp iç geçirenlerden misiniz? Cevabınız evetse bu yaz, tatilinizin bir kısmını peribacalarını görmeye ayırın.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Artvinin her köyü bir yayla: Artvinin de yüzde 51ini yaylalar oluşturuyor. Burada, Sahara Yaylası (Savsat), Bilbilan Yaylasi (Ardanuc), Kafkasor Yaylasını (Merkez) görebilirsiniz. Vadiler de bunların arkasından gelir.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Köyceğiz, tarih ve doğa… Bir liman kenti olarak tarihi 4 bin yıla dayanan şehrin, tercih edebileceğiniz çok farklı özellikleri bulunuyor. Örneğin, Sultaniye köyunde termal kaplıcalara gidebilir, Yayla köyü ve Gökçeova`da safari yapabilirsiniz.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Denizi de doğası da eşsiz: Fethiyeye bağlı Ölüdenizde, dünyanın en güzel kumsalında denize girebilir, Kelebekler Vadisi ve Gemiler Adasını görebilir, Babadağdan yamaç paraşütü yapabilirsiniz

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Tarih, oksijen ve trekking! Çanakkale ve Balıkesir arasında bulunan Kazdağları, yemyeşil doğası, tarihi kalıntıları, dereleri ve şelaleleriyle görülmeye değer bir belde. Anadolunun bütün güzel evleri: Karabüke bağlı bir Karadeniz kasabası olan Safranbolu, klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan evleriyle tanınıyor. Türkiyede Dünya Mirası Listesi`nde yer alan 9 kültürel varlıktan biri…

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

İznike bir gün ayırın: Yolunuz Bursaya düştüyse İzniki mutlaka görmelisiniz. Selçuklu ve Osmanlı eserlerinin kol kola verdiği bu şirin ilçe Bursaya bir saatlik mesafede. Çinileri de dünyaca ünlü

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Doğada sessiz bir tatil: Datça merkeze 25 km. uzaklıktaki Palamutbükü`nde denize girebilir, şeffaf sularında balık avlayabilir ve yakın yerlere tekne turuna çıkabilirsiniz. Sit alanı olarak belirlenen köy, denizi ve doğayı sevenler için iyi bir tatil imkanı sunuyor

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Bolu`nun gerdanında inciler: Dağların arasındaki vadilerde zamanla oluşan ve yan yana sıralanan göller Yedigöller olarak anılıyor. Doğa meraklıları için ideal bir mekan.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Egenin beyaz incisi: Denizlide bulunan ve Antik Havuz, Antik Tiyatro, Arkeoloji Müzesi`nin de yer aldığı bölgeyi, hem bir doğa harikası hem de tarihi bir mekan olarak gezebilirsiniz.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Balıklıgöl, (Aynzeliha ve Halil-ur Rahman Gölleri ) İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak biliniyor. Bu iki göl Urfanın en çok ziyaretçi çeken yerleri

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Konya, tarihi ve kültür mirası ile tam bir açık hava müzesi. Hz. Mevlana`nın iklimini hissetmek, onu yaşamak isteyenler yolunu muhakkak bu kente düşürmeli.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Şirince: Egede bir Rum köyü: İzmirin Efes harabeleriyle ünlü Selçuk ilçesinin 8 km. doğusunda üzüm bağlari, şeftali bahçeleri ve zeytinliklerle çevrili tarihi bir Rum koyu Şirince. Burada yapılan Şirince evleri de 19. yuzyıl Anadolu mimarisini yansıtıyor. 21 Aralık`ta Maya Takvimine göre kıyamet kopacak iddiası küçük köyü dünya ve Türkiye gündeminin üst sıralarına taşıdı. Şimdi herkes buraya akın ediyor!

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Erzurumda bir şelale: Tortuma 35 km. uzaklıktaki şelale, 48 metrelik yüksekliği ile Asya ve Avrupa`nin en büyük, dünyaniın ise üçüncü büyüklukteki şelalesi olarak biliniyor.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Fethiye-Antalya arasındaki 18 km. uzunluğundaki Saklıkent, olağanüstü güzellikler sunan bir vadi olarak karşımıza çıkıyor. İlerlemek için kayalara tırmanacağınız mekan size farklı bir deneyim sunacak.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Sinanın şaheseri Selimiye: Edirne Selimiye Camii, Mimar Sinanın başyapıtlarindan biri. Aynı zamanda Osmanlı-Türk mimarisinin de doruk noktası. İçeride bulunan çinilerin, hatların, mermerlerin ve işlemelerin hepsi ise ayrı bir sanat eseri.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Amasyanin nehir guzelleri: Bir İç Anadolu şehrinde de sizi şaşırtacak şeyler olabilir. Şehrin merkezinden geçen Yeşilırmakın kenarında sıralanan ve geleneksel Osmanlı evinin bütün özelliklerini bünyesinde taşıyan Amasya evleri bu şehri görmek için iyi bir neden.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Bir masal şehri Harran: Şanlıurfanın 45 km. güneydoğusundakı Harran, Mezopotamya ile Akdenizi birleştiren önemli bir durak noktası. 5 bin yıllık bir geçmişe sahip. İlk çağlardan beri önemli kültür merkezi.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Uzungöl henüz bozulmadan… Uzungöl, dağların arasına gizlenmiş bir düş bahçesi adeta. Yeşilin binbir tonu, rengarenk çiçekler, yayla serinliği… Yapılar henüz çoğalmadan yolunuzu Uzungöl`e düşürün

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Van Gölünde günbatımı: Van kültürel birikimi ve doğal güzellikleri, yöresel dokusuyla Anadolunun motiflerini yaşatabilen bir kent. Türkiye`nin en buyuk gölü bu ilimizde. Van Gölu üç de ada barındırıyor: Bu adalardan en meşhuru Akdamar

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Adalarda gezmenin zamanı: İstanbul`da gezilip gürülmesi gerekli yerler listesinin başında mutlaka Adalar olmalı. Özellikle de Büyükada. Yaz, adalara gitmek için en uygun mevsim.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Söğütte tarihi yolculuk: 700 yıllık Osmanlı Devletinin ilk başkenti olan Söğüt, Bilecikin 29 km. doğusunda. Söğüte yolunuzu düşürüp Ertuğrul Gazi, Dursun Faki ve Şeyh Edebali`nin türbelerini ziyaret edebilirsiniz

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Uluslararası üne sahip: Uluslararası bir üne sahip Demrede Noel Baba Kilisesi, Myra antik kentinin dağa ustalıkla oyulmuş kaya mezarları görülmeye değer yerler. Kaşa 40 km. mesafede bulunuyor.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Damlataş astıma iyi gelir: Alanya için çok rahatlıkla bir mağaralar kenti diyebiliriz. Dünyaca ünlü mağarası Damlataş`tır. Mağara, büyüleyici güzelliğinin yanı sıra astım hastalarına iyi gelen havasıyla da bilinir.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Kalem ustalarının çilehanesi: Selçuklular döneminde inşa edilen Sinop Cezaevi, 1997 yılına kadar siyasi mahkumların gönderildiği cezaevi olarak varlığını sürdürdü. Müzeye dönüştürülen hapishanede Refik Halit Karay, Sabahattin Ali ve Necip Fazıl Kısakürek gibi isimler kalmış.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

İlk uygarlıklardan bugüne: Karain mağaraları, Türkiye`nin en büyük ve aynı zamanda içinde insan yaşayan doğal mağaraları arasında yer alıyor.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Ashab-i Kehf ziyareti: Kuran-i Kerimin Kehf Suresinde geçen Yedi uyuyanlar mağarası her yıl ziyaretçi akınına uğruyor. Birçok Kuran meal ve tefsirinde, Ashab-i Kehf mağarasının Tarsus`ta olduğu belirtiliyor

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Kültepeyi dünya tanıyor: Anadolunun en eski yazılı kaynakları da Kayserinin 8 km. doğusundaki Kültepede bulundu. Kültepe kazıları bütün dunyanın yakından takip ettiği bir çalışma.

Türkiye'de Mutlaka Görülmesi Gereken 50 Yer

Hem kaplıcası hem yeşili: Tatilde herkes farklı yerleri tercih eder. Eğer kaplıca seçeneğinden yanaysanız, İnegöle 27 km. uzaklıktaki Oylat Kaplıcalarını tercih edebilirsiniz. Orman içindeki mekan, size hem yeşilin en güzelini hem de şifalı sularını sunuyor.

KAYNAK: ONEDİO.COM Moss Fikir Atölyesine Teşekkürler

En iyi vizesiz ülkeler

Yazar : Sebahattin Bakır/ 733 0

Türklerden vize istemeyen ülkelerin sayısı her gün biraz daha artsa da, şöyle bir dönüp baktığımızda vize isteyen ülkelerin sayısı ve güzelliği ağır basıyor. Yine de, türklerden vize istemeyen ülkeler arasından seçip derlediğimiz en iyi vizesiz ülkeler seyahat planlarınız için güzel seçenekler sunuyor.

1. Tayland

bangkok_vizesiz

Uzak doğunun bize en yakın, en iyi vizesiz ülkeler kapsamında ön plana çıkan ülkesi Tayland, tüm cazibesi ve görülecek yerleriyle oldukça popüler. Özellikle balayı ve sırtçantalı çiftlerinin vazgeçilmez ülkesi Tayland, Phuket gibi görülesi bir güzelliğe de sahip.

2. Gürcistan

tiflis_vizesiz

En iyi vizesiz ülkeler listemizin ikinci sırasına girmeyi hakediyor Gürcistan. Vize uygulamaması dışında pasaport da sormayışı takdire şayan. Türkiye’den bir dolmuşluk mesafede bulunan bu güzel ülke ise hamamları, ucuz içkileri ve casinolarıyla; Batum ve Tiflis gibi dünyaca bilinen şehirleriyle gözde bir destinasyon.

3. Sırbistan

belgrad_sirbistan

Kesinlikle en iyi vizesiz ülkeler arasında iştah kabartan ülkelerden biri. Belgrad gibi Türkiye ve Osmanlı Tarihi’nde önemli bir yere sahip bir şehiri içinde barındıran ve buna ek olarak onlarca güzel şehiri, yakın mesafedeki diğer vizesiz ülkeler göz önüne alınca, Sırbistan her mevsim seyahat edilebilecek bir ülke.

4. Karadağ

Kotor

Karadağ, Balkanlar’ın belki de en az bilinen, ama şu sıralarda en çok turist çeken ülkelerinden bir tanesi. Kotor gibi önemli bir şehire sahip, boylu boyunca Ege Denizi‘ne kıyısı bulunan bu ülkede yapılacak tonlarca şey var.

5. Rusya

moskova

Dünyanın açık ara en önemli siyasi liderlerinden biri Rusya, hem tarihi açıdan bize yakınlığı hem de uçuş kolaylığı nedeniyle vize uygulamayan ülkeler arasında çok değerli. Matruşkasından, votkasına, Kremlin Sarayı’ndan, beyaz gecelerine kadar güzel ve özel bir deneyim için sizi bekliyor.

6. Ukrayna

ukrayna

O da Rusya gibi tarih boyunca bizimle yakın ilişkilerde bulunmuş bir ülke. Her ne kadar şu sıralarda güvenli olup olmadığı tartışılsa da bir kaç saat uçuşluk mesafede, olağanüstü bir dünya.

7. Makedonya

ohrid

Balkanların nazlı kızı Makedonya, her mevsim güzel. Çoğu köyünde hala Türkçe konuşulan ve yine Türk Tarihi’nde önemli bir yere sahip vize uygulamayan bir ülke. Üsküp, Manastır ve Ohri başlıca ziyaret etmeniz gereken şehirler.

8. Fas

marakeş

Dünya’nın en eski antik şehirlerini barındıran Fas; doğası plajları, sarayları ve içiçe köyleriyle farklı bir deneyim sunuyor.

9. Lübnan

beyrut

Ortadoğu’nun Paris’i olarak anılan Lübnan’ı gezmek için onlarca neden var ama en önemlisi tabii ki Beyrut. Bugün Türkiye’den pek çok havayolu firmasının Beyrut’a uygun uçuşları cezbediyor.

10. Ürdün

petra

Dünya’nın 7 harikasından biri Petra‘ya ev sahipliği yapan Ürdün, en iyi vizesiz ülkeler arasında bizce en değerlilerden bir tanesi. Ürdün’ün başkenti Amman’da farklı deneyimlere şahit olabilir, Orta Doğu’nun bu farklı ülkesinde hoşça vakit geçirebilirsin.

11. Umman

maskat

Umman’ın başkenti Maskat, büyülüyor. Yavaş yavaş turist çekmeye başlayan bu kent, sahilleri, plajları ve lüks hotelleriyle tercih edilesi bir vize engeli olmayan ülke.

12. Kamboçya

kamboçya

Son zamanlarda sırtçantalı ekonomik gezginler için popüler destinasyonlarından biri olan Kamboçya, sınırda vize alabileceğiniz ve uçağa atlayıp gidebileceğiniz bir ülke. Tayland, Filipinler, Singapur gibi diğer vize uygulamayan ülkelere yakınlığı nedeniyle aylarca dünya turu yapabileceğiniz bir başlangıç noktası.

13. Japonya

tokyo

Uzak doğunun en karmaşık ve en hızlı hayatına sahip ülkelerinden biri Japonya. Gelişmiş teknolojisi, şehirciliği, farklı kültürü ile dünyanın en pahalı ülkelerinden biri olsa da havasını solumaya değer.

14. Nepal

nepal

Dünyanın çatısı olarak bilinen Nepal, tıpkı Kamboçya gibi ülkeye giriş sırasında vize alabileceğiniz ve sadece pasaportunuzla uçağa atlayıp gidebileceğiniz bir ülke. Nepal’de hayatı sorgulayabilir, harika doğasında kendinizi keşfedebilirsiniz.

15. Bosna Hersek

mostar

Bizim için Mostar Köprüsü‘yle özdeşleşmiş bu ülke, her daim en iyi vizesiz ülkeler listesinde olması gereken bir yer. Bosna Hersek’in köylerinde kaybolabilir, yerellere karışabilir ve unutulmaz deneyimler yaşayabilirsin.

16. İran

isfahan

ABD’nin baş belası, sınır komşumuz İran; kültürüyle ve geçmişiyle tüm dünyanın dilinde. İran’a karşı ön yargılarınızı kaldırır ve başta Tahran, Şiraz, İsfahan ve Tebriz gibi şehirleri ziyaret ederseniz, emin olun çok memnun kalırsınız. Ankara’dan trenle doğrudan Tahran ve Tebriz’e ulaşabilirsiniz.

17. Güney Afrika Cumhuriyeti

guney afrika

Türkiye’den bir hayli uzaklaşmak ve bambaşka bir ülke keşfetmek isteyenler için en önemli önerimiz Güney Afrika Cumhuriyeti. 30 gün süreyle vizesiz dolaşabileceğiniz Güney Afrika, bütün ihtişamıyla sizi bekliyor.

18. Bolivya ve Peru

death_road

Bunları ayrı ayrı vermek olmazdı herhalde. Bu ülkelerdeki yerel yaşamı keşfetmek paha biçilemez bir duygu. Bir kaç aylık yapacağınız bu harika seyahatte, insanlığın tüm ihtişamını ve doğanın vahşetini iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. Bolivya’da Ölüm Yolu, Peru’da Machu Pichu; görmeden ölmemek lazım.

19. Uruguay

uruguay

Hani şu tatlı şirin başbakanı olan ülke Uruguay, şu sıralarda dünyanın en mutlu ülkelerinden biri olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Ülkede herkes kahkahalar eşliğinde sokaklarda mı geziyor bilinmez ama Güney Amerika taraflarına kadar gitmişken burayı ziyaret etmeden olmaz.

20. Brezilya ve Arjantin

brezilya

Bunları da ayrı ayrı vermek günah. En iyi vizesiz ülkeler listesinin iki kralı Brezilya ve Arjantin, muhteşem insanları, hızlı ve çılgın biraz da tehlikeli şehir hayatı, sahilleri, futbol kültürü kısacası herşeyiyle başyapıt iki ülke. Bu muhteşem iki ülke her ne kadar uzak ve pahalı olsa da vize uygulamıyor ve her daim görülmeye değer.

Değerli fotoğrafları için Flickr kullanıcıları Trey Ratcliff, amira_a, Alexey Kljatov, Juanedc, Zlatko Parmakovski, rabiem22, Seetheholyland, Mike Behnken, Dennis Jarvis, Tambako The Jaguar, Mike Vondran’a teşekkürler.

Yazının alındığı adres: http://www.bosgezeninboskalfasi.com/en-iyi-vizesiz-ulkeler

Batum Gezi Rehberi

Yazar : Sebahattin Bakır/ 1114 1

Batum, yemyeşil dağlar ile kilometrelerce uzayıp giden bir kumsal arasındaki geniş bir düzlükte kurulmuş bir şehir. Gürcistan özerk bölgelerinden Acara Cumhuriyeti’nin başkenti olan Batum, şahane doğasıyla dağ ve denizi buluşturan güzel bir şehir. Gürcistan’ın birçok şehrinden daha kısa bir tarihi olmasına rağmen, çekiciliği, mimarisi, huzurlu atmosferi, iyi restoranları ve gece hayatı ile Batum, dikkatleri üzerine çekiyor.

Ilıman bir iklime sahip Batum, tarihi boyunca hep bir tatil bölgesi olmuş. Çarlık döneminde Rus generallerinin yazlık villalarına ev sahipliği yapmış. Sovyetler döneminde yine bu ilgi devam etmiş. Bizim Karadeniz sahil şeridinden çok farklı olarak geniş düzlüklere ve upuzun plajlara sahip Batum, deniz turizmi için de bölgenin ilgi merkezi durumda. Türkiye sınırına yakınlığı, pasaport bile gerektirmeyen vizesiz ülkeler arasında yer alması nedeniyle Türkiye’den son yıllarda artan bir şekilde ilgi görüyor.

Batumi-Park

Batum hakkında bilgiler

Batum, 1564′te Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlılar tarafından fethedilerek, 314 yıl süreyle Lazistan Sancağının merkezi oldu. 1877-1878 yılları arasında süren Osmanlı-Rus Savaşı nedeniyle Rusya’nın işgaline uğradı. Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları ile şehir Rusya’ya bırakıldı.

I. Dünya Savaşı sırasında Rusya’nın bölgeden çekilmesiyle şehir Brest-Litovsk Antlaşması uyarınca tekrar Osmanlı Devleti’ne geri verildi ve bağımsız bir sancak oldu. Mondros Mütarekesi sonrasında ise önce İngilizlere, sonra Gürcistan’a bırakıldı. Batum, 1918 yılında kurulan Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti sınırları içinde kaldı. Şehir 16 Temmuz 1921′de kurulan Acara Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin yönetim merkezi oldu.

Batum’un gelişmesi 19. yüzyılı buluyor. Azerbaycan’ın Bak, şehrinden Batum limanına kadar uzayan demiryolu, o dönemde dünya petrolünün beşte birini sağlıyordu. Nobel ödülü ile bildiğimiz İsveçli Alfred Nobel’in kardeşi Ludwig Nobel tarafından yapılan petrol boru hattı ve rafineri ile birlikte, serbest liman özelliği kazanan Batum, Avrupa ve Asya arasında köprü olması özelliği ile hızla büyümeye başlamış.  2004 yılında şehir bir plan dahilinde yeniden yapılandırılıp, restorasyon çalışmalarına hız verilmiş.

Buradaki inşaatların çoğunu Türk şirketleri yapıyor. Şehrin merkezinde büyük uluslararası otel zincirlerinin kumarhanesi olan dev otellerine, yenilerinin eklenmesi ile yakın gelecekte bölgenin Las Vegas’ı olmayı hedefliyor. Pırıl pırıl, iyi organize edilmiş ve tam da bir sayfiye şehri havası sergileyen Batum, restorasyon çalışmaları ile yakın gelecekte yepyeni ve cezbeden bir yüze sahip olacağı kesin gibi görünüyor.

Batumi-Gezilecek-Yerler

Batum Gezilecek Yerler

Deniz kıyısında kurulmuş olan Batum, bir liman kenti özellikleri taşıyan şehir. Büyük turistik gemilerin de durak noktası olması nedeniyle her yıl çok sayıda turist ağırlayan Batum’un gezilecek yerlerinin bir çoğuna yürüyerek ulaşmak mümkün.

Batum Bulvarı, şehir merkezindeki plaja paralel uzanan 7 km uzunluğunda palmiyelerle süslü bulvar; kafeleri, çeşmeleri, heykelleri ve park alanları ile dikkat çekiyor.

Piazza Meydanı (Piazza Square), Batum’un en güzel yerlerinden biri olan meydan Avrupa şehirlerinin meydanlarını anımsatıyor.

Tiyatro Meydanı, Altın renkli Poseidon Heykeli ile şehrin renkli meydanlarından biri olan Tiyatro Meydanı ise görülmeye değer.

Avrupa Meydanı (Europe Square), şehrin ana meydanı olarak geçiyor. Sıcak yaz akşamlarında kalabalıklaşan parkın merkezinde yer alan, elinde altın koyun postu ile Medea Heykeli dikkat çekici.

Astronomik Saat (Astronomic Clock), Eski National Bank of Georgia binasının üzerinde bulunuyor. Inturist otelinin arkasında bulunan Medea Heykeli’nin de üzerinde olduğu bulvar üzerinde yer alıyor.

Batumi-Yapilacak-Seyler

Old Batumi Gezilecek Yerler

Şehrin eski bölgesi olarak bilinen Liman bölgesi ve çevresinde bulunan bazı eski ve yeni eserler, Batum’da gezilecek yerlerin arasında yer alıyor. İzmir Konak Saat Kulesi’nin bir kopyası olan Chacha Tower, 21 metre yüksekliğindeki Batum Feneri, Ali Nino Heykeli olarak bilinen Aşk Heykeli, 55 metre yüksekliğinde 250 kişilik büyük dönme dolap Ferris Wheel, 130 metre uzunluğundaki Alfabe Kulesi görülebilir.

Batum’u keşfetmenin en güzel yollarından biri de bisiklet. 2011’de hizmete sunulan bisikletler ile Batum bulvarı ve şehrin eski bölümlerini keşfetmek daha kolay olacaktır. Bisiklet terminalleri 24 saat kullanıma açık. Turizm ofislerinden alınacak Batumvelo Kartı ile (20 Lari) bisikletler kiralanabiliyor. Bisiklet kiralamanın saati ise 2 Lari.

Old-Batumi

Batum Turist Enformasyon Merkezleri: Batum’da gezilecek yerler ile ilgili bilgi ve broşür alınabilir. Batum şehir merkezi, Ninoshvili 3, +995) 422 29 44. Batum Bulvarının ana girişinde, Türk Büyükelçiliğinin karşısında.

Batumi International Airport,  Airport Highway 220, + 995 422 29 44 14. Sarpi Sınır Kapısı, +995 577 90 90 93

Khulo Belediyesi, Khulo Köyü, +995 591 71 78 18. Kobuleti Belediyesi Agmashenebeli 110, Kobuleti, +995 598 52 61 66.

Batum Görülecek Yerler

Virgin Mary Kilisesi (Cathedral Church of Virgin Mary), 19. yüzyılda inşa edilmiş, Batum’un en büyük ana kilisesi oldukça görkemli ve güzel bir yapı.

Ermeni Apostolik Kilisesi, 1873’te ahşaptan yapılmış kilise kilise, 1880’de Avusturyalı mimarlarca yeniden yapılmış.

St Nickolas Church, Piazza Meydanının hemen karşısında yer alıyor. Batum en güzel yapılarından birisi.

Orta Camii, Batum’da ayakta kalan tek cami. 1880 yıllarında diğer 2 cami arasında yapıldığından Orta Camii olarak adlandırılmış.

Batum Botanik Bahçesi, Batum merkeze 9 km uzaklıkta, Karadeniz’in kıyısında Mtsvane Kontskhi bölgesinde yer alıyor. Dünyanın en büyük botanik parkları arasında yer alan botanik bahçesini gezmek en az 1,5 saat sürüyor.

Batum Akvaryum, 2000 metrekare üzerine kurulu, mimarisi Karadeniz’in çakıl taşlarından esinlenerek hayata geçirilmiş, hem karadan hem denizden görülebilen akvaryumda çeşitli akvaryumlar ve hayvanat bahçesi bulunuyor.

Sputnik Tepesi, Şehrin en yüksek noktalarından biri olan Sputnik Tepesi, gün batımı ve sonrasında Batum gecelerine şahit olmak için güzel bir yer.

Danseden Çeşme, Ardagani Gölü üzerinde,  her gün düzenlenen, klasik müzik eşliğinde su dansı gösterileri.

Apsaros Kalesi, Roma döneminde yapılmış kale denizle nerdeyse sıfır noktasında kurulmuş. Roma, Arap, Osmanlı ve Rus hâkimiyetine geçmiş. Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Matthias’ın anıt mezarı ile bir Osmanlı hamamı kalede görebilecekleriniz arasında. Kalenin bahçesinde bir de Osmanlı mezarlığı bulunuyor.

Gonio, küçük bir sahil kasabası. Sarp Sınır Kapısından başlayıp kmlerce uzayan Gonio Plajları deniz sevdalılarını ağırlıyor.

Kobuleti, Uzun ve temiz kumsalı olan turistik bir kasaba Batum merkeze 25 km uzaklıkta yer alıyor

Kvariati, Plajlerı nediyle tercih edilebilecek Batum’a yakın diğer bir kasaba.

Batum-Yemekleri-Mutfagi

Batum Yemekleri

Et ve hamur ürünlerinin sıkça tercih edildiği Batum mutfağında, Karadeniz pidesine benzeyen bol hamurlu ve peynirli üzerinde az pişmiş yumurta olan haçapuri, Yumurta büyüklüğünde etli ve sebzeli yapıla kocaman mantı hınkal, içerisinde kuşbaşı et olan pirinçli şehriye çorbasına benzer harço çorbası, inek sütünden yapılan tuzsuz sulguni peyniri tadılması gereken şeylerin başında geliyor. Kuzu şaşlık, salataları ve mezeleriyle damak tadına düşkün olanları mutlu edecek kadar çeşitli ve lezzetli. Armut suyu ve aklınıza gelebilecek farklı meyva sularından yapılmış rengarenk gazozları içecekler arasında tadılması gerekenler. Kırmızı muhteşem şarapları ise nefis.

Gürcüler yeme içmeye oldukça düşkünler. Sofra’ya Gürcüce ‘supra’ adı veriliyor. Kalabalık olarak yemek yemeyi seven Gürcüler, sofra kültürü ve adabı konusunda çok hassaslar. Her sofranın en güzel konuşanı sofranın “Tamada”sı oluyor ve sofranın yöneticisi olarak geleneklerin uygulanmasından sorumlu oluyor. Tamada’nın konuştuğu sofrada herkes susup onu dinlemek zorunda. Kaldırılan her kadeh mutlaka bir şeyler söylenip içiliyor. Bazen kadehle kaldırıldığında herkes sofrada ayağa kalkıp her biri tek tek bir şeyler söyledikten sonra şaraplar içiliyor.

Gürcü mutfağını tanımak için şehrin en meşhur restoranı Lazuri, yerel yemeklerin hazırlandığı Gorki Caddesi’ndeki restoranlar denenebilir. Abhaz mutfağını keşfetmek isteyenler Era Caddesi’ndeki Sazandari’ye uğranabilir.

Batum-Gece-Hayati

Batum Otelleri

Son zamanlarda Batum otel konusunda oldukçe gelişme gösterdi ve çok yeni oteller açıldı. 5 yıldızlı Batum otelleri olarak Sheraton Batumi Hotel, Intourist Palace HotelRadisson Blu Hotel Batumi ve Divan Suites Batumi öne çıkıyor. Bunların dışında çok sayıda yıldızlı oteller de bulunuyor. Bu otellerde kahvaltı konaklama fiyatına dahil açık büfe olarak veriliyor.

Piazza HotelLegacy HotelBatumi World Palace ise orta ve üstü bütçelilere hitap ediyor.

Düşük bütçeli gezginler TJ HostelBatumi Globus Hostel ve Guesthouse in Batumi gibi sırt çantalılar için uygun hostelleri tercih edebilirler.

Hotelscombined.com sitesinden güvenle rezervasyon yapabilirsiniz. En uygun Batum otellerini bulmak için tıklayın.

Batum-Sokaklar

Batum ulaşım

Türkiye ve Gürcistan arasında gerçekleştirilen özel anlaşma ile, Batum ve Hopa’ya yapılacak olan uçuşlar Batum Havalimanı üzerinden yapılıyor. İstanbul’dan direkt uçakla Batum’a ulaşmak mümkün. Pegasus ve THY günlük seferler düzenliyor. Ankara-Batum seferleri ise Çarşamba ve Cumartesi günleri olmak üzere haftada iki kere Anadolujet ile Borajet ortak seferi olarak karşılıklı icra ediliyor. Ayrıca, Trabzon’dan günlük otobüs seferleri ile karayolu ile Batum’a geçmek mümkün. Havayolu ile Batum şehir merkezi arasında taksi veya dolmuş ile ulaşım sağlama imkanı bulunuyor.

Daha fazla bilgi:  Batum’a Nasıl Gidilir: Batum Uçak Bileti

Batum’da taksi ile ulaşım sağlamak Türkiye’ye kıyaslanmayacak derecede ucuz. Birçok yere ulaşabilmek için 5 Lari vermek yeterli. Biraz daha uzak mesafeler için 10 Lari yeterli.

Batum Gece Hayatı

Gürcistan gece hayatı denince akla Batum geliyor. Batum gece hayatı, Batum’a giden bazıları için ne yazık ki sadece kadın, kumar, bar, disko ve oteller gibi eğlence ve konaklama yerleri anlamına geliyor. Bu şehre her giden bu amaçlarla gitmese de böyle bir önyargı oluşmaya başladı. Yanı başımızdaki Gürcistan, sahip olduğu doğal ve kültürel zenginliklerine rağmen, yurtdışı seyahatlerde sadece Batum gece hayatı ve kumar olarak öne çıkması üzücü.

Uzun yıllardır ilgi gören bir destinasyon olmasına rağmen, Batum’da gece hayatı eğlence açısından çok fazla seçenek sunmuyor. Şehirde bar ve kafelerin yoğun olarak bulunduğu bellirli bir sokak yok. Ünlü Piazza Meydanı, yaz döneminde ise Batum Bulvarı çevresi hareketli olsa da mekan açısından çok fazla seçenek yok. Cafe, bar ve clublardan bazıları:

Black BuddhaBaratashvili 17, +995 422 27 69 51. President Palace Hotel’in zemin katında olan bir bar. Canlı müzik yok, 09.00-04.00 arası açık.

Espresso Bar SinatraDumbadze 12, +995 557 56 60 50. Kaliteli kahve ve nostaljik atmosfer. Pizza ve Meksika yemekleri sunuluyor. 08.00–01.00

Quiet Woman PubMazniashvili 27, +995 577 78 65 65, Piazza Meydanı’nda popüler Irish pub. Dışarıda oturma yerleri var. 11.00–02.00.

Art-Boulevard26 Maisi 2, +995) 555 95 66 85. Modern tasarımlı bir cafe, gece club havasına bürünüyor. Uluslararası menü. 10.00–03:00.

Rendez-Vous LoungeVezha Pshavela 6, +995 422 27 48 33. Ünlü clublardan. 11.00–02.00

Eredeli’s BarN. Baratashvili St. 1, Expatların da takıldığı bar Avrupa Meydanı’na yakın.

Vinyl BarDumbadze str, +99593331499.  Avrupa Meydanı’nda İran Konsolosluğuna yakın. Pizza var, canlı müzik sunuluyor.

Batumi Soho Lounge, Batumi Club sheraton, Arena, Star, Bomba, İstanbul clubları bu tür pazarlıkların döndüğü yerlerin başında geliyor. Kaliteli müzik, nezih ve ferah alan, eğlenceli ve sosyal bir ortam gibi beklentileri maalesef Batum gece hayatı ve Batumdaki diskolar pek karşılamıyor.

Batum-Ne-Zaman

Batum’a Ne Zaman Gidilir

Batum subtropikal iklime sahip bir şehir. Yani kışları ılık, yazları ise serin. Yıl boyunca Karadeniz’den gelen sıcak ve nemli havanın etkisi altındaki Batum’da nemli bir tropik deniz iklimi egemen. Oysa Gürcistan’ın Doğu kesimlerinde hafif nemlilikten kuraklığa kadar değişen farklı özelliklerde iklim kuşakları görülüyor.

En sıcak aylar olan Temmuz ve Ağustos aylarında hava sıcaklıkları 22-24 °C civarında seyrediyor. Bu dönemde sıcaklık bazen 40 derecelere kadar ulaşabiliyor. Kış aylarında ise sıcaklık 4-6 °C arasında.

Yaz sezonu boyunca Batum kıyıları, kafeler, restoranlar daha kalabalık. Mayıs ortası ile birlikte deniz sezonu başlıyor. Deniz tatili sevenler için bu dönem ve sonrası uygun olabilir. Daha sakin dönemde tatil yapmayı düşünenler Sonbahar başlarını tercih edebilir. İlkbahar trekking, kamp ve doğa turizmi sevenler için uygun mevsim bence.

Son günlerde medyada “Gürcistan’ın ülkeye girişte ilaç yasağı uyguladığı” yönünde haberler yer aldı. Gürcistan’a seyahat edecek yolcuların bu konu ile ilgili herhangi bir mağduriyet yaşamamaları için uyarılara dikkat etmesi gerekiyor. Gürcistan yetkili otoriteleri yolcuların ülkelerine girişte şahsi tedavilerinde kullanmak üzere beraberinde getirdikleri ilaçlara yönelik prosedürleri belirledi.

Batum gezisi veya Gürcistan’a gideceklerin belirtilen hususlara dikkat etmeleri, ayrıca gereken hallerde Batum Başkonsoluğu ile irtibata geçmeleri gerekiyor.

Gürcistan Vizesi

İki ülke arasında gerçekleştirilen özel anlaşma gereği, Türk vatandaşlarının pasaporta ihtiyaç duymadan, sadece nüfus kağıdı ile Gürcistan’a giriş yapılabiliyor. Turistik amaçlı seyahatlerde bir yıla kadar ülkede kalmak mümkün. Nüfus cüzdanının resimli olması gerekiyor veya pasaportunun olması gerekiyor. Bebekler ve çocuklar dâhil kimliklerde fotoğraf olması zorunlu. Seyahate çıkmadan evvel lütfen nüfus idaresine başvurarak çocuklarınızın nüfus cüzdanlarını fotoğraflı hale getirin. Nüfus cüzdanlarının  yırtık ve yıpranmış olmaması da önemli ayrıca.

Türkiye ile Gürcistan arasında 10 Aralık 2011’de başlayan pasaportsuz geçiş kolaylığı ile ayda 180 binden fazla kişi Gürcistan’a geçiş yapıyor.

Kaynak: https://yoldaolmak.com/batum-gezi-rehberi.html

Amsterdam Gezi Rehberi

Yazar : Sebahattin Bakır/ 850 0
İlk adım;
  • Yatak:  11 € (Çadır/Kamp)
  • Bira:  4 € (Bar)
  • Yemek:  4 € (Fast food)
  • Ulaşım:  7.8 € (24 saat)
  • Turistik Zenginlik:  5/5
  • Gece Hayatı: 5/5
  • Pahalılık: 4.5/5
  • Temel Süre: 4 gün

Liberalizmin Başkenti, Avrupa’da Eğlencenin Lokomotifi

Amsterdam turu deyince akla ilk gelen 8 şey var: Red Light District, uyuşturucu ve keyif verici maddeler, laleler, değirmenler, paralı cinsellik, eşcinsel evlilikleri, bisiklet ve Hollanda peynirleri…. Hepsini geniş geniş anlatalım;

Başta gençlerin favori destinasyonlarından olan Amsterdam, her gezgine ve turiste farklı şeyler sunan bir turizm cenneti. Aslında son derece “ortalama” bir şehrin, olağanüstü akıllıca turizme kazandırılışını görebilmek mümkün Amsterdam sokaklarını gezerken. Hollanda turları diye bir seçenek pek olmadığı düşünen akıllı Dutch’lar, Amsterdam’ı gece hayatı, eğlence, müzecilik, şehircilik ve özgürlükler konusunda efsaneleştirmiş ve birçok kişiye ucuz Amsterdam uçak bileti aratacak, Amsterdam hayalleri kurduracak bir turizm efsanesi doğmuş.

Özgürlükler ülkesi Hollanda’nın başkenti Amsterdam, aynı zamanda liberalizmin de gerçek anlamda başkenti. Orijinalinde aslında huzurlu ve sakin bir şehir olan Amsterdam’ın bu özelliği kanallarındaki dingin sulardan ve minimal evlerin içinde sakin hayatlarını süren zengin insanlardan geliyor olsa da, artık bu belirgin farklılığı Amsterdam civarındaki yerleşimlerde bulabilmek mümkün. Şehre gelmişken, ileride detaylarını okuyacağınız şekilde, Amsterdam civarında görülecek yerlerden Marken, Volendam, Edam gibi birçok yer bizi bekliyor olacak. Şu çılgın başkentle ilgili geniş gezi anılarımıza ve Amsterdam rehberlerimize geçmeden önce şu özel uyarıyı yapalım:

Amsterdam ile ilgili her Avrupa şehri ve gezisi ile ilgili olandan fazla gereksiz efsane var, her duyduğunuza o kadar inanmayın lütfen. (Alakalı bir makale için bkz: Yurt dışı Efsaneleri, yalanlar. )

Amsterdam'ın En İyi Coffeshopları

Amsterdam Kafası

Amsterdam Gezi Notlarımızı incelerken, keyifli ve dolu dolu bir deneyim için ‘not defteri’ kısmına ve alt sayfalara mutlaka göz atın. Uzun görünen yazılarımız aslında size çok şey anlatacak, Amsterdam’la ilgili çok bilgi verecek.

Kesfetsene’nin yazarlarından Taflan 5, Barış 4 kez Amsterdam’a gitmiştir. Bir şekilde yolumuz hep denk geliyor. Şehir rehberinde yer alan bilgilerden Amsterdam Gezi Rehberi ve detaylı alt bilgiler, reşit bilinci gerektirebilecek yazılar içerir ve Hollanda yerel kanunların kuralları ile yazılmıştır. Keyif verici maddeler ve uyuşturucular beden ve ruh sağlığına ciddi zararlar verebilir. Site okuyucularının bu şartları bildiği, sorumluluk aldığı kabul edilir. Aynı şekilde geniş Amsterdam kafası rehberi içeriği de bilgi verme ve tehlikelerden koruma amaçlıdır.

Amsterdam_6

AMSTERDAM’A NASIL GİDİLİR?

UÇAKLA AMSTERDAM: Türk Hava Yolları, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Antalya’dan direkt uçuyor. Pegasus ve KLM’in de İstanbul’dan direkt uçuşları var. Birçok havayolu şirketi ile aktarmalı olarak da Avrupa’nın neredeyse her yerinden Amsterdam’a gidilebilir. Direkt ucuz Amsterdam uçak bileti bulamadıysanız, duraklamalı uçuş yapabilirsiniz.

Amsterdam Schiphol Havaalanı’ndan şehir merkezine ulaşım: Mesafe sadece 14 km’dir. Havalimanının içinde tren istasyonunu da barındırması büyük avantaj. Schiphol’den Amsterdam merkeze trenle 15 dakikada gelinir. Ayrıca güzelim Belçika’ya da Schiphol Havaalanı üzerinden direkt tren aktarması ile ulaşmak mümkündür. Havalimanından metro bileti tek yön 5 Euro’dur. IAmsterdam Card gibi ulaşım bileti uygulamaları bu hatta geçmez. Yanınızda bozuk Euro bulundurmazsanız, kredi kartı ile alışveriş yapabilirsiniz. Makinelerde banknot kabulü yoktur.

TRENLE AMSTERDAM: Avrupa’nın en gelişmiş tren yolları buradan geçer. Her yerden Amsterdam’a ulaşmak mümkündür. Ana tren istasyonundan şehir merkezine gitmek diye bir sorun yoktur çünkü “Central Station” isimli meşhur gar tam merkezdedir.